Trabzon Haber

"AK Parti'nin Oyu %20'ye Düştü!" Mustafa Bak'tan Özel Açıklamalar

CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, Haber Trabzon – Trabzon Son Dakika’ya özel açıklamalarda bulundu. İşte özel röportaj...

Abone Ol

CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, Haber Trabzon – Trabzon Son Dakika’ya özel açıklamalarda bulundu. CHP olarak seçime her an hazır olduklarını söyleyen Bak "Cumhuriyet Halk Partisi ilk seçimde iktidar olacaktır.” dedi.

İŞTE RÖPORTAJ

Haber Trabzon: Cumhuriyet Halk Partisi Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak ile beraberiz. Başkanım öncelikle hoş geldiniz. Nasılsınız?

Mustafa Bak: Çok teşekkür ediyorum, siz de hoş geldiniz. İyiyim, çok sağ olun.

Haber Trabzon: Teşekkür ederiz başkanım. Başkanım, genel siyasetten müsaadenizle başlayalım. Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri kazanmasının ardından yargı üzerinden çeşitli davalarla karşı karşıya kaldı. Siz de merkezle arası iyi olan bir il başkanısınız. Süreci nasıl değerlendiriyorsunuz ve son durum ne?

Mustafa Bak: Evet. Şimdi öncelikle 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi tarihinin en yüksek oyunu alarak 1977 yılından bu yana yerelde en yüksek oyu alarak Türkiye'nin birinci partisi olmuştur. Tabii birinci parti olduktan sonra özellikle AKP iktidarının belediyelerimize ve belediye başkanlarımızın aleyhine bir linç kampanyası başlatmıştır. Bunu da yargı eliyle yapmaktadır ve bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak özellikle de, özellikle de daha sonraki süreçte Cumhurbaşkanı adayımızı belirlemek için 23 Mart'taki yapacak olduğumuz Cumhurbaşkanlığı ön seçimiyle ilgili bir kampanya başlatmıştık, bir çalışma yapmıştık.

Ve dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin Cumhurbaşkanı olma ihtimali en yüksek adayımız kimdi o dönemde? Ekrem İmamoğlu'ydu. Ki zaten bir tek de Ekrem Başkanımızın adaylığında Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri tek yürek olmuştu, tek bir isim belirlemişti ve bunun Ekrem İmamoğlu olması gerektiğini zaten ön seçimde ortaya koymuştu. Doğal olarak başlatılan süreç aslında Cumhuriyet Halk Partisi'nin hem Ekrem İmamoğlu'nun önünü kesmek hem Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşünün önünü kesmekti. Ki keza 23 Mart'ta yapılacak olan ön seçim öncesi tam da 19 Mart'ta Cumhuriyet Halk Partisi'nin Cumhurbaşkanı adayının bir yargı kumpasıyla birlikte sabahın köründe evinden alınarak tutuklandı.

Ortada bir iddianame yok, ortada hiçbir somut delil yok ve Ekrem Başkanımızın bakın bugün tam 332. günü. Ve bizler zaten başından beri bu sürecin buraya çevrilmeye, evrilmeye çalışılacağını biz de tahmin ediyorduk. Ama Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkenin kurucu partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi milli iradenin temsil edildiği bir partidir. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin Cumhurbaşkanı adayının bir yargı eliyle, yargı operasyonuyla birlikte engellenmeye çalışılmasına zaten dayanışma sandıklarında halkımız, gönüllü vatandaşlarımız ona tepki göstermek üzere Ekrem İmamoğlu Başkanımızın yanında durmak ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayına destek vermek için dayanışma sandıklarına koşarak oy verdiler.

Ne dediler? 15,5 milyon insanımız benim Cumhurbaşkanı adayım Ekrem İmamoğlu demiştir. Bunu neden söylemiştir? Ekrem İmamoğlu'nun aday olmasının bu ülkede Cumhurbaşkanı adayı olmasının ve Türkiye'nin umudu olmasının tek nedeni neydi? Ekrem Başkanımızın İstanbul'daki 5 yıllık yapmış olduğu icraatları, hizmetleri, dik duruşu, vatan sevgisi, ülkesine hizmet etmekteki o yeteneği, her türlü hizmetini vatandaşımız gördü. Zaten 16 milyon insan benim belediye başkanım da Ekrem İmamoğlu demişti ve dolayısıyla aynı insanlar bu kez Türkiye'nin tamamı benim Cumhurbaşkanım da Ekrem İmamoğlu olacak demişti.

Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidara yürüyüşünün ve Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanı olmasının önü kesilmek istenmiştir. Burada yargı eliyle yapılmıştır ve 332 gündür Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarımız, bürokratlarımız, yol arkadaşlarımız bugün hücrede halen daha mahkemeye çıkarılmadan orada tutuklu bir şekilde hukuka, demokrasiye ve insan haklarına aykırı bir şekilde tutulmaya devam ediyor. Tabii ki bizler Cumhuriyet Halk Partisi bu süre içerisinde çok büyük mücadeleler verdik. Partimize kapatma davaları mı açılmadı, il başkanlıklarımıza mı kayyumlar atanmadı? Neler yapılmadı? Ama bir türlü Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşü engellenememiştir.

Ve bugün de halen daha bu yapılan tutuklamaların, yargı operasyonlarının sonuç bir türlü sonuç vermemesi hem süreyi uzattığı gibi halen daha işte birkaç gün öncesinden de geçen hafta bir iddianameyi başlatan, açan bir savcının Cumhurbaşkanı kararnamesiyle bu ülkede bakan olması asla kabul edilemez. Ve savcılığı bile, başsavcılığının Genel Başkanımızın söylemiyle söylüyorum; üzerinde olmaması gereken iddialar varken bu şahsın, başsavcının Cumhurbaşkanı kararnamesiyle bakan olması ve Meclis'te yemin ettirilerek göreve başlaması zaten Anayasa'ya da aykırıdır. Bizler genel merkezimiz, genel başkan yardımcılarımız, grup sözcülerimiz defalarca bununla ilgili açıklamalar yaptı. Neden olmaması gerektiği konusunda endişelerimizi dile getirdi. Ama her zaman olduğu gibi iktidar gücünü kullanarak maalesef Cumhurbaşkanı bugünkü mevcut başkanlık sistemindeki aldığı yetkilerle birlikte bu iddianamenin savcısını bu ülkenin bakanı yapmıştır.

Ve bizler bundan sonraki süreci zaten tahmin ediyoruz. Bize 19 Mart'tan bu yana yürütülen haksızlıklar, uygulamalar, her türlü hukuk dışı yaptırımlar, saldırılar, kuşatmalar; bizler bunun ne anlama geldiğini de biliyoruz ve bundan sonra da iktidarın bunu nasıl yapmaya çalışacağını, işin nereye evrileceğini de bizler çok iyi biliyoruz. Ama wirler bu mücadeleye nasıl 1919'da başlayan o kurtuluş mücadelesini başlatan kadrolar, bugün de bu mücadeleye karşı en büyük direnci ve mücadeleyi vermeye devam edecektir. Biz bundan asla bir adım geri atmayız. Bunun altını net olarak çiziyorum. Bir adım geri atmayacağız. Mücadelemizi her koşulda demokratik yollarla aramaya devam edeceğiz ve bu halk da yapılan bu haksızlıklara zaten tepkisini gösteriyor. Bizler de halkla birlikte halkın iradesini hem mücadelesini vererek hem de bizim yapılan haksızlıklara karşı en güçlü şekilde mücadelemize devam edeceğiz.

İMAMOĞLU'NUN MEMLEKETİNDEN GÜÇLÜ SES VERİLDİ

Haber Trabzon: Peki başkanım, Trabzon İl Örgütü olarak aslında tam da bununla ilgili bir soru soracağım. Ekrem İmamoğlu’na yeterince destek verildi mi? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Mustafa Bak: Bakın bunu Trabzon ya da Genel Merkez ya da Cumhuriyet Halk Partisi şeklinde bir ayrım yapmak bir hata getirir. Öncelikle bunu net olarak söyleyeyim. Bizler burada yapmış olduğumuz bütün eylemlerde, mitinglerde, basın açıklamalarında Ekrem Başkanımıza karşı yapılan en ufak bir haksızlığa karşı burada Trabzon’da en güçlü sesi vermeye çalıştık. Halkımız da bize çok büyük destek vermiştir. Buradan Trabzon halkının o sağduyulu, milliyetçi, vatansever ve evladına sahip çıkma duygusundan dolayı hepsine yürekten teşekkür ediyorum.

Burada bir eksikliğin olmuş olduğunu ben şahsen düşünmüyorum. Ama bizler Genel Merkez'le sürekli istişarede bulunan bir il başkanıyım ya da Genel Merkezimiz il başkanlıklarıyla birlikte süreç yönetimiyle sürekli bilgi alışverişinde bulunuyor. O dönemde, 19 Mart’tan sonrasındaki dönemde biz çok kez burada mitingler yaptık, basın açıklamaları yaptık, sesimizi yükselttik, evladımıza sahip çıktık. Yapılması gereken çok daha farklı yöntemler de olabilirdi ama biz ana hatlarıyla yapmamız gerekenlerin tamamını yaptık.

Ama Genel Merkezimiz orada sürecin daha çok uzayabilme ihtimalini öngördüğü için Türkiye genelinde bu mitinglerin, büyük mitingler halinde Türkiye genelinde yapılmasını kararlaştırmıştır. Genel Başkanımız bu yönde bir örgütleriyle birlikte tasarruf kullanmıştır ve biz de Genel Merkezimizin, Genel Başkanımızın aldığı bu karara biz de Trabzon İl Örgütü olarak uymuşuzdur. Mitinglere destek vermişizdir. Ne yapmamız gerekiyorsa süreçle ilgili elimizden gelen her şeyi yapmışızdır. Ve dolayısıyla burada bir eksiklik, fazlalık, şu bu ayrımından ziyade bizler her zaman her platformda; bakın bugün dahi biz Maçka’da yine Mehmet Murat Çalık Başkanımızın o yapılan hem sağlık ihlaline karşı, anayasal haklarının kullanılmamasına karşı, cezaevi koşullarında bir gün daha kalmaması gerekmesini adli tıp raporu varken bile halen daha içeride tutulmasına karşı biz bugün yine Maçka’da bile bir etkinliğimiz var. Yani biz her alanda elimizden gelen desteği sağlıyoruz. Ama tabii ki Genel Merkezimizin de yürüttüğü bir süreç var. Bizler Genel Merkezimizin de yürüttüğü sürece bağlı olarak hareket etmemiz gerekiyor.

Biz çok daha güçlü etkinlikler de yapacağız. Önümüzde yargılama süreci var. 19 Mart’ta başlayacak olan bir süreç var. Ekrem Başkanımızın ilk mahkemeye çıkacağı gün olarak biz biliyoruz. Biz onun öncesinde de mahkeme sürecinde de biz yine hem Trabzon’da hem de Silivri’de o Ekrem Başkanımızın tutuklu olduğu cezaevinin dışında yine çok büyük eylemler yapacağız. Ekrem Başkanımızın yanında olacağız, ona destek vereceğiz, tüm belediye başkanlarımıza destek vereceğiz ve biz yine de sahada olacağız. Biz sahadan asla çekilmeyi de düşünmüyoruz.

Haber Trabzon: Peki 19 Mart süreci sonrası Cumhuriyet Halk Partisi nasıl bir sınav verdi? Gerek Trabzon’da gerek merkezde.

Mustafa Bak: Şimdi biraz önceki soruyla paralel bir soru bu. Aslında Genel Merkezimizin ve Genel Başkanımızın ve örgütleriyle birlikte yürüttüğü süreç tamamen hukuk çerçevesinde, demokratik yöntemlerden ayrılmadan bu süreci yönetmekten yanaydı. Yani Türkiye çok hassas bir dönemden geçiyor. Bakın bu düşünebiliyor musunuz, 16 milyon insanın oyuyla belediye başkanı olmuş, seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet'le yaşdaş bir partinin Cumhurbaşkanı adayı bugün 332 gündür içeride tutuluyor.

Ve Cumhuriyet Halk Partisi buna vermesi gereken mücadelenin, yapması gereken mücadelenin aslında sadece bir Cumhurbaşkanına ya da belediye başkanlarına sahiplenmektense, Türkiye bir hukuk devletidir, Türkiye demokrasiyle yönetilen laik demokratik bir devlettir, Cumhuriyettir. Bizler devletin temel değerlerine bir kere öncelikle sahip çıkmamız gerektiği konusunda Genel Başkanımızın da bizlerin de çok hassas bir süreç yönettiğimizi tüm kamuoyunun, halkımızın bilmesini istiyorum.

Bizler evet, hukuk dışı birçok haksızlıklar var, siyasal yargı kararlarıyla var, birbiriyle örtüşmeyen kamu vicdanıyla asla örtüşmeyen; bakın altını çizerek söylüyorum kamu vicdanında asla kabul görmeyen bir sürü haksız mahkeme kararları var. Bizler dolayısıyla yine de bizler kurucu parti olma sıfatımızla birlikte demokratik süreçten asla ayrılmadan, toplumda bir ayrışmanın önüne geçmeden tamamen hukukun içerisinde, demokratik sürecin içerisinde kalarak bir süreç yönetmeye çalıştık.

Ve bizler onun için bazen halkımız çok daha farklı refleksler gösteriyor yapılan haksızlıklar karşısında; hepsini çok iyi anlıyorum. Ve ben de bir insan olarak, özellikle Trabzonlu Ekrem Başkanımızın, Mehmet Murat Çalık Başkanımızın, Hasan Akgün Başkanımızın bir hemşerisi olarak ben de aynı duyguları insani olarak paylaşıyorum. Ama ben il başkanı olarak da bir görevim var ve ben bu il başkanlığı görevimi Genel Merkezimizle birlikte yetki alanım içerisinde yürütmem gerekiyor.

Biz gerektiği zaman en sert tepkiyi vermekten biz kaçınmayız. Ama bugüne kadar biz işimizi bu süreci yönetmede hukuk mücadelemizi, demokrasi mücadelemizi yine de bir hukuk devleti çerçevesinde yapmaya çalıştık. Bundan da asla vazgeçmedik ama bu şu demek değil: bizler yarın mahkeme kararını verecektir, bir karar açıklanacaktır ama bizler haksızlığa karşı ve yapılan hukuk dışı uygulamalara karşı biz hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Ne olursa olsun biz demokrasiden asla vazgeçemeyiz, hukukun üstünlüğünden asla vazgeçemeyiz ve bu insanların masumiyet karinesinin yok edilmesine de asla müsaade etmeyiz, bunu da bilmesini isterim.

TRABZON'UN YÖNETİMİNDE BİR SÜRÜ HATA VAR

Haber Trabzon: Başkanım, sorularıma Trabzon özelindeki sorularla devam edeceğim. Yine Trabzon'da füniküler, raylı sistem, Gülcemal gibi projeler oldu ve bu projeler gerek mecliste gerekse Trabzon içerisinde çok tartışıldı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu projelere bakış açınız nedir? Yani kısaca CHP'nin bu konuda bakışı nedir? Bu projelere görüşünüz nedir?

Mustafa Bak: Şimdi yerele döndüğümüz zaman, iktidar partisi olsun ya da muhalefet partileri olsun, hepsi bu şehrin sorunlarının çözümüne katkı sunmak için, bu halkın refahı için, sorunların çözülmesi için, eksik ne varsa bunların giderilmesi için hepimiz uğraş veriyoruz, mücadele veriyoruz. Görev alanımız da bu; yerelde görev alanımız bunun çerçevesinde şekilleniyor.

Dolayısıyla bizler bugün özellikle iktidar partisinin, şehrin sorunlarının çözümünde belli tasarruflarda bulunabilir, bundan yana bir sıkıntımız yok. Ama bizler özellikle şunu söylüyoruz: Bir kere şehrin sorunlarının net olarak ortaya konulması lazım. Nedir bunlar? Bugün Trabzon'un öncelikli sorunu ulaşım. İkinci sorunu istihdamdır. Bunun devamında gidersek, örneğin turizmle ilgili çok büyük eksikliklerimiz var, bir turizm planlanmasına ihtiyacımız var. Bu şehrin en önemli gelir kaynaklarından birisi fındık; bugün fındığın 200 lira seviyesine düşmesi var, burada yine bir sürü hatalar var.

Ama bugün iki tane temel sorun var: ekonomik sorunlar ve şehrin ulaşım sorunu var. Bir kere biz bunlar için yapılması gereken ne varsa ortak akılla her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu biz defalarca söylüyoruz. Ama burada şimdi Gülcemal projesi var yıllardan beri. Bakın ben il başkanlığımdan önceki dönemden başlayarak, yaklaşık 10 yıllık bir süreci zannediyorum -10 yılı aşmış diye de düşünüyorum- bir sorun var ortada.

Şimdi Gülcemal projesinde o sahilin doldurulması, orada o moloz yığınlarının vahşi depolamanın yapılması orada zaten başlı başına bir sorundur. Bir çevre kirliliği, görüntüsü... Trabzon'a yakışmayan, hemen transit yolun içerisinden geçtiği ve orada binlerce insanın Trabzon'un sahilini bu şekilde görmesinden ben zaten rahatsızım. Evet, burası dolgu alanı yapıldıktan sonra bir düzenlemeye ihtiyacı var mı? Kesinlikle var. Sosyal alanlar ya da şehrin ihtiyacına göre ne gerekiyorsa buraların yapılması gerekiyor.

Ama bizim buradaki temel önceliğimiz nedir? Temel önceliğimiz öncelikle Trabzon'un daha yaşanabilir, daha sosyal refahı yüksek olması lazım. İnsanların huzur içinde olması lazım, ekonomik anlamda gelirlerinin olması lazım. Trabzon'un daha yaşanabilir bir şehir olması lazım. Biz bunu öncelememiz lazım. Şimdi burada yapılmakta olan projeler elbette ki önemli. Ama bir kere Trabzon'un ulaşım sorunu çözülmemiştir.

Bakın, şimdi bir şehir hastanesi yapıldı ki aynı güzergahtan devamında, bildiğim kadarıyla da 2026 Haziran ayında burası hizmete açılacak. Ya bir kere burada bir ulaşım sorununun, güzergahının hala daha planlanmamış olması sizce yanlış değil mi? Biz şimdi Gülcemal projesi yapacağız ama hala daha bir ulaşım sorunu... Yarın orada Trabzonspor'un Akyazı Stadı ile birlikte maçların oynandığı günler oluşacak olan yoğunluk... Şimdi bunların hepsi birbiriyle ilişikli ve birbiriyle bağlantılı olarak çözülmesi gereken sorunlar.

Ha şimdi biz kalkıyoruz, durup dururken Gülcemal'e proje yapıyoruz. Tamam, yapmamız gerekiyor. Peki bu projenin nasıl bir proje olması gerektiğini Trabzon'un tüm paydaşlarıyla, ilgili kurumlarla soruldu mu? Bir görüş alışverişi yapıldı mı? Nasıl bir proje yapılacağını ben şahsen bilmiyorum. Gülcemal projesi...

Şimdi yine geçen hafta mecliste ilk defa orada duyduk: Meydan'dan Boztepe'ye bir füniküler projesi söylendi. Bunun bir hazırlığının ne olduğunu bilen var mı? Trabzon Büyükşehir Belediyesi bunu kamuoyuna duyurduğuna göre bütün altyapısının hazırlanmış olması lazım, çalışmalarının, fizibilite çalışmalarının yapılması lazım. Teknik anlamda Şehir Plancıları Odasıyla, Mimarlar Mühendisler Odalarıyla, üniversitelerle bu alışverişin, görüş alışverişinin yapılmış olması lazım. Ama hiçbiriyle görüş alışverişi yapıldı mı? Yapılmadı, değil mi?

Şimdi bizler diyoruz ki hafif raylı sistem, bu ulaşımı çözüme kavuşturacak en önemli hizmetlerden birisi. Peki şu ana kadar güzergahın nasıl olduğunu biliyor muyuz? Nereden geçeceğini biliyor muyuz? Nereden başlayıp nerede biteceğini bilen var mı? Yok. Yani Trabzon'da hiçbir zaman ortak akla işletmeyen bir anlayış var.

Geçen hafta hatta mecliste de bunun tartışması oldu. Şimdi Sayın Ahmet Metin Genç orada bize konuşmasında dedi ki -daha doğrusu mecliste- "Trabzon Büyükşehir Belediyesi olarak biz Gülcemal projesi, orada Uzunkum projesi diye söylenen projeyle ilgili biz bütün kurumlardan görüş istedik, sadece bize üniversite görüş söyledi" dedi. "Onun dışında bize görüş belirten olmadı" dedi.

Şimdi biz de buradan diyoruz ki; orada hatta mecliste Ahmet Kaya Başkan da söz alarak bizden görüş alınmadığını söylemesine rağmen yine Ahmet Metin Genç ısrarla görüş alındığına dair yazıların yazıldığını söylemişti bize. Ve Ahmet Başkan hatta bunu teyit ederek bir sonraki günü mecliste "Ya bizden görüş alınmadı" diye söylemek için söz istedi ama Ahmet Metin Genç nedense bu Trabzon'un 350.000 nüfusuna hizmet eden Ortahisar Belediyesini, o ona oy veren iradeyi yok sayarak, meclisin belediye başkanını, Ortahisar Belediye Başkanını yok sayarak ona söz vermek istemedi, vermedi. Neden vermedi sizce?

AHMET METİN GENÇ KİME MESAJ VERDİ?

Haber Trabzon: Aslında bir sonraki sorum bu olacaktı. Mecliste son tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz diyecektim. Değerlendirmeye de başladınız. Tamam o zaman buradan devam edelim. Aslında siz değerlendirmenizi yapın, ekstradan bir soru daha sorayım ben. Ahmet Metin Genç’in son meclisteki bu agresif tavırlarını da neye bağlıyorsunuz aslında? Onunla ilgili de cevap alırım değerlendirmenizden hemen sonra.

Mustafa Bak: Tamam. Şimdi Ahmet Metin Genç, Ahmet Kaya başkanımızın ısrarla söz istemesine rağmen ona söz vermedi. Neden vermedi biliyor musunuz? Çünkü Ahmet Metin Genç bir önceki gün "biz bütün kurumlardan görüş istedik ama bize bir tek üniversite dönüş yaptı" diyerek aslında kendi yalanının ifşa olmasından bildiği için Ahmet Kaya’ya söz vermemiştir.

Çünkü bugüne kadar bakın biz şimdi Büyükşehir Belediyesi ile ilgili bu ilk defa da yaşanmadı. Her defasında aynı şeyler. Ortahisar Belediyesi'nin nedense diğer kurumların da STK'ların da hiçbirinden görüş alınıp tam anlamıyla bir istişare yapıldığını hiç kimse söylemiyor zaten. Bunu odalar da söylüyor. Onlar da bizim gibi "haberimiz var ama içeriğinin nasıl olacağına dair teknik altyapısının nasıl olacağına dair bir görüş alışverişinin olmadığını" söylüyor.

Ve Ahmet Metin Genç'in oradaki aslında yalanının ifşa olacağını bildiği için Ahmet Kaya’ya söz vermek istemedi. Dolayısıyla da bizler şunu söyleyeyim; bizler o gün mecliste diğer konularda da bu dolmuş konusunda da olsun, diğer konu Uzunkum projesinde de olsun, yine de hiçbir şekilde Ortahisar Belediyesi'nin görüşüne yer verilmediği için, sürekli aynı şeyi yaptıkları için Ahmet Kaya’nın da orada haklı bir tepkisi olmuştur. Çok da yerinde bir tepkisi olmuştur. Ben de o gün Ahmet Metin Genç'in özellikle bu çıkışını hiç doğru bulmadığımı, meclise yakışmadığını ve Trabzon Büyükşehir'in ortak aklı işletmekten neden kaçtığını da anlamış değilim. Çok üzüldüğüm bir meclis toplantısı olmuştur.

O diğer konuda da Ahmet Metin Genç'in bu tavrını neden diye soruyorsunuz...

Haber Trabzon: Evet neye bağlıyorsunuz?

Mustafa Bak: Şimdi bunun tek bir nedeni var. Aslında birkaç tane nedeni var ama bence tek bir nedeni var. Ahmet Metin Genç, Ortahisar Belediyesi'nin 31 Mart'tan sonra yürüttüğü süreç, şehrin yönetimiyle hayata geçirdiği projelerle Ahmet Kaya'nın başarılarıyla, daha doğrusu Ortahisar Belediyemizin tüm kadrolarımızla ortaya koyduğu üstün performansla yakalamış olduğu başarıyla birlikte Ahmet Metin Genç’in morali bozulmuş anlaşılan.

Ahmet Metin Genç bir türlü bunun önüne geçemediği gibi Ortahisar Belediyesi'nin yaptığı hizmetlerle öne çıkmasını hazmedemediği için... Ama bir nedeni daha olabilir onu da söyleyeyim yani. Özellikle bu son atamalarla ilgili, iki bakanın atamalarıyla ilgili belli ki Ahmet Metin Genç siyaseten bir yerlere de mesaj da vermek istiyor aslında. Bizler bugüne kadar bakın Büyükşehir Belediyesi ile biz bu şehre hizmet eden bir paydaşız.

Bizler her defasında ortak akılla, ortak iradeyle doğru olan her projeyle biz Büyükşehir'in yapacağı, bizim yapacağımız projelere birlikte destek verilmesinden yana biz hareket ettik. Biz bu şehre hizmet veriyoruz. Bizim amacımız bu şehirdeki insanların mutlu olması, sorunlarının çözülüyor olmasıdır. Ama belli ki Ahmet Metin Genç bu Ortahisar Belediyemizin başarısından dolayı, Ahmet Kaya başkanımızın bu performansından oldukça rahatsız olmuş. Bir türlü bunu da engelleyememiş. Çünkü ben biliyorum her defasında her hafta bir bakanı bir milletvekillerini buraya getirerek "o projeyi yapıyoruz, bu projeyi yapıyoruz" diye genel merkezden bakanları buraya çağırıyor ama bir türlü bunun önüne geçememiştir. Ahmet Metin Genç'in bunun altında kaldığını düşünüyorum ve bu agresifliğini de biraz oraya bağlıyorum.

Haber Trabzon: Bir de "bir yerlere mesaj vermek istiyor galiba" demiştiniz. Ne gibi?

Mustafa Bak: Şimdi oradaki kastım şu; kabinede biliyorsunuz yeni bakanlar atamalar yapıldı. Bu atamaların aslında Türkiye kamuoyunu ne kadar rahatsız ettiğini, huzursuz olduğunu herkes biliyor. Ama Ahmet Metin Genç belli ki o yeni yapılan atamalarla ilgili Trabzon'dan da ona "biz Trabzon Büyükşehir Belediyesi olarak bu atamaların arkasındayız, yanındayız, siyaseten de biz de bunlara destek veriyoruz" gibi hem genel merkezine hem Cumhurbaşkanı'na hem de yeni atanan bakanlarına bir mesaj vermeye çalıştı ama çok gereksiz bir mesaj olduğunu söyleyeyim.

"EĞİTİME SİYASET SOKULMASINI KABUL ETMİYORUZ"

Haber Trabzon: Başkanım geçtiğimiz günlerde AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal Trabzon'daydı. Trabzon'daki ziyaretinde de Trabzon Fen Lisesi'nde bir söyleşi gerçekleştirdiler. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Mustafa Bak: Valla şöyle söyleyeyim, Trabzon aslında sadece bu Trabzon'da da değil ama biz yıllardan beri siyasetin camiye ve okullara, eğitimin içerisine sokulmasından son derece rahatsız olan ve bunu asla kabul etmeyen bir partiyiz. Hatta geçenlerde biliyorsunuz burada Emniyet Müdürlüğü'nün bir terfi töreni vardı. Orada da AK Parti'nin Ortahisar İlçe Başkanı orada bir memura, bizim görevli ataması olan bir görevliye rütbe takmıştı. O zaman da çok eleştirmiştik.

Yani siyasetin aslında kurumların içerisinden çıkması lazım. Siyasetin özellikle de bakın eğitimde ve dini inançlarda hiçbir zaman kullanılmaması gerektiği konusunda biz yıllardan beri çok hassas davranan bir partiyiz. Şimdi Mahir Ünal'ın burada gelip bir okulda ne yapmak istediğini ben anlamış değilim. Niye olabilir yani? Burası çocuklara eğitim veren bir kurum. Yani burada siyasetin ne işi var? Mahir Ünal kim? Yani orada olmasını gerektiren bir konu yok. AK Parti'nin il örgütü buraya bir program yapmasının anlamı ne?

Burada çıkan tek bir şey var: AK Parti her geçen gün iktidarı kaybetmeye, kaybetmeye devam ediyor. Bakın, bugün anketlerde AK Parti'nin oyu %30'larda filan görünüyor ya; aslında hiç öyle bir oranları yok. AK Parti'nin %30 diye bir oyu yok. Bugün AK Parti'nin en son anketlerde bize gelen verilerde 19-20 bandında görünüyor AK Parti'nin oyu. AK Parti bunu biliyor. AK Parti iktidardan gittiğini biliyor. AK Parti'nin bir daha iktidar olamayacağını da biliyor.

Ama bugün eğitim kurumlarına, camiye... Biliyorsunuz geçen Cumhurbaşkanının oğlu Bilal Erdoğan'ın bir yerde konuşmasında şöyle söylüyor: 'İnançlı insanlara karşı bizim tekrar güvenimizi kazanmamız lazım' diyor. Peki bu güveni niye kaybettiler? Bugün kamuoyuna sorduğunuz zaman; bu kadar haksız, hukuksuz uygulamalar, insanlar aç sefalet, perişan içerisinde, ülkenin %60'ı, 70'i sosyal yardımlarla geçiniyor. Niye bu güveni kaybetti AK Parti? Önce bunu bir sorgulamaları lazım.

Ama bu sorgulamayı yaptıktan sonra gidip o öğrencilerin okulunda bir siyasetin hiçbir işi olamaz. Bu tamamen siyaseti eğitimin içine sokmaya ve milletin gözüne sokar gibi de yapmaya devam etmek. Biz bunu kabul etmediğimiz gibi zaten Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilk iktidarında siyaseti kesinlikle bu kurumların içerisine sokmamaya kararlıyız. Çünkü kurumlar bizim baş tacımızdır. Eğitimde olsun, güvenlik güçlerimizin, kolluk güçlerimizin olsun; buralarda asla siyaset olmaz, olmaması lazım. Kurumlar kendi işini yapacak, siyaset ayrı çalışacak.

AHMET METİN GENÇ'İN SÜRECİ TOPARLAMASI LAZIM

Haber Trabzon: Başkanım, Trabzon siyaseti hep uzlaşmacı bir kültürle gidiyordu, uzlaşmacı bir çizgisi vardı. Ahmet Metin Genç'in meclisteki son tavırlarından sonra bu uzlaşma kültürü bozuldu mu?

Mustafa Bak: Şimdi aslında Ahmet Metin Genç bu çıkışından sonra bunu birazcık kendisi, bu süreci birazcık toparlaması lazım. Şimdi Trabzon'un çok büyük sorunu var öncelikle. Biraz önce de söyledik bakın; Trabzon hayvancılık kenti diyoruz, hayvancılık yok. Tarım diyoruz, tarım yok. Bugün insanlar, emekliler, dar gelirliler... Ya Trabzon'un %25'i bakın, nüfusun %25'i emekli. Trabzon bir emekli şehri olmuş, bunu sürekli söylüyorum. İstihdam yok, gençler çalışmıyor, gençlerin Trabzon'da bir hayali yok. Yarını görecek ve burada kalmak için hiçbir nedeni yok gençlerin.

Şimdi emeklilerimiz aynı, ticaret aynı, istihdam yok. Biliyor musunuz son zamanlarda Trabzon'da istihdam yapılan bir tane yatırım gördünüz mü? Yatırım adası vardı ne oldu? 15 bin kişinin istihdam edileceği yatırım alanı vardı. Adil Karaismailoğlu ne dedi? 'Unutun' dedi, 'böyle bir şey yapmayacağız' dedi bir toplantıda. Yalansa çıksın söylesinler, ben o toplantıda vardım.

Şimdi Trabzon yatırımdan pay alamayan, sürekli küçülen, ekonomik anlamda insanları fakirleşen bir şehir olmuş. Bu şehrin ulaşım gibi büyük sorunları varken, daha çok turizmden pay alması gereken ilgilenilmesi gereken işleri varken, biz Ahmet Metin Genç'in burada 'ben öyle yönetirim, ben böyle yönetirim' demeye lüksü yok. Bir kere ilk toplantıda, mecliste bir kere Ahmet Metin Genç'in bu süreci de bir toparlaması lazım. Oradaki bütün meclis üyeleri, belediye başkanları bu şehre hizmet ediyor. Onları kimse yok sayamaz. Onları kimse yok sayamaz, onlar bu şehre hizmet ederken onları bu ortak akıldan, paydaşlık duygusundan kimse ayıramaz. Bunun bir kere net ortaya konulması lazım. Ahmet Metin Genç'in o gün yaptığı hatayı düzelteceğini düşünüyorum. Bizler her zaman ortak akılla birlikte bu şehrin yönetilmesinden yanayız.

CHP HER AN SEÇİME HAZIR

Haber Trabzon: Kulislerde geçenlere göre artık genel seçimlere 1,5 yıllık bir zaman kaldı. Siz önümüzdeki süreci nasıl görüyorsunuz, nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mustafa Bak: “Siyasi süreci doğru okuduğunuzda –geçen hafta yapılan bakan atamalarını da buna örnek gösterebiliriz– Türkiye’nin yavaş yavaş bir seçime doğru gittiğini söylemek mümkün. Her ne kadar normal takvim 2028’i işaret etse de, seçimlerin 2028’den önce yapılma ihtimali oldukça yüksek. Türkiye siyasetinde bugünden bir buçuk yıl sonrasını bırakın, bir ay sonrasını bile öngörmek zor. Ancak görünen o ki ülke bir seçime gidiyor; bu ister erken seçim olur ister zamanında.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz de sürecimizi buna göre planlıyoruz. Mevcut iktidar kendi hazırlıklarını yaparken, biz de yarın seçim olacakmış gibi çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tüm örgütlerimiz seçime hazır. Sandık görevlilerinden müşahitlere, hukukçu ekiplerimize kadar görevlendirmeler tamamlandı. Yarın seçim yapılacak olsa, her yönüyle hazır bir partiyiz.

Erken seçim olur ya da olmaz, bunu şu aşamada kesin olarak söylemek zor. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi her ihtimale karşı hazırlıklıdır. Cumhurbaşkanı adayımız da bellidir: Ekrem İmamoğlu, partimizin cumhurbaşkanı adayıdır. Seçim takviminden bağımsız olarak, devam eden hukuki sürecin bir an önce sonuçlanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu süreci de ayrıca takip ediyoruz.

Biz hazırız. Seçim yarın da yapılsa, Cumhuriyet Halk Partisi ilk seçimde iktidar olacaktır.”