Haber Trabzon: Haber Trabzon olarak Büyük Birlik Partisi Trabzon İl Başkanı Sayın Adem Aydın’la birlikteyiz. Başkanım, öncelikle hoş geldiniz.
Adem Aydın: Teşekkür ederim, hoş geldiniz.
Muhsin Yazıcıoğlu Davası Yeniden Gündemde
Haber Trabzon: Başkanım, gündemde şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun davasının tekrar açılacağı yönünde bir iddia var. Hatta Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek de bu konuyu kendisi dillendirdi. Öncelikle bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? BBP Trabzon İl Başkanı olarak söylemek istediğiniz bir şey var mıdır?
Adem Aydın: Öncelikle şöyle söyleyeyim: Davada ciddi şekilde incelemeler, hatta tutuklamalar mevcut. Biz de en ince ayrıntısına kadar pür dikkat takip ediyor ve dinliyoruz.
Sayın Akın Gürlek’e, Sayın Adalet Bakanımıza buradan teşekkür ediyoruz. Büyük Birlik davasında, rahmetli şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu Başkanımızın vefatından bugüne kadar hepimizin içinde bir yara, büyük bir ukde olan bu olayın aydınlığa kavuşması için şu an her zamankinden daha çok uğraşıyoruz.
Tahminimce 19’a yakın tutuklama oldu. Çok ciddi deliller ortaya çıktı. FETÖ bağlantıları, hep üzerinde durduğumuz konular arasındaydı. Bugüne kadar bizim dava arkadaşlarımız da bu olayın bir kaza-kırım değil, birileri tarafından sebebiyet verilmiş ve planlanmış bir suikast girişimi olduğunu hep dile getirdi.
Tabii ki kararı verecek olan yargıdır. Biz bunun için mücadele ettik. Şükürler olsun, en azından bugün bazı şeyler gün yüzüne çıktı. Umutlu bir şekilde bekliyoruz.
“Trabzon’un En Yoğun Dönemini Geçiriyoruz”
Haber Trabzon: Peki Başkanım, Trabzon’dan da sorayım. Büyük Birlik Partisi olarak Trabzon’daki son gündemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Adem Aydın: Biliyorsunuz, biz de mart ayında kongremizi yaptık. Kongreden sonra Trabzon’un yaz aylarıyla ilgili çalışmalarımıza başladık. Malum, Trabzon’un en yoğun olduğu dönem yaz aylarıdır.
Yaz aylarında gurbetçilerimiz olsun, turizm kapsamında ağırladığımız, özellikle Orta Doğu ülkelerinden gelen misafirlerimiz olsun; ayrıca fındık ve çay mevsiminin de bu döneme denk gelmesi nedeniyle en yoğun zamanımızı geçiriyoruz.
Bu süreçte tabii ki ekibimizdeki arkadaşlarımızla beraber, mümkün olduğunca hem kendi işlerimizi yürütmeye hem de davamızı ileriye taşımak için çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Zorlandığımız konular var. Ancak özellikle bugün burada sizlerin aracılığıyla belirtmek istediğim bazı konular bulunuyor.
“Muhsin Yazıcıoğlu’ndan Miras Kalan Siyaset Anlayışıyla Mücadele Ettik”
Biz, Cumhur İttifakı’nın ortağı olarak bugüne kadar rahmetli şehit liderimizden bize miras kalan; nezaketli, devletçi, milliyetçi, bütünleştirici, yapıcı ve vatandaşın yanında olan anlayışla mücadele ettik.
Ancak beni üzen birtakım konular oldu. Bugün bu konuların bazılarını sizlerin aracılığıyla dile getirmek istiyorum.
Maalesef yerel yönetimlerle ilgili birtakım sorunlarımız var. Burada her şeyden önce Sayın Ahmet Metin Genç’i tenzih edeceğim. Kendisini hem bizler hem de Trabzon için şu anda bir şans olarak görüyorum.
Kendisiyle beraber ciddi çalışmalarımız ve projelerimiz oldu. Ancak son zamanlarda beni biraz üzen ve düşündüren bazı gelişmeler yaşandı. Özellikle yerel yönetimlere seçilmiş insanların Büyük Birlik Partisi dava arkadaşlarına karşı takındıkları tutumlar aslında yeni değildi ancak son zamanlarda biraz daha fazlalaştı.
Bunu dile getirmek istiyorum. Bu arkadaşlara da buradan bir uyarı niteliğinde olsun.
“2024 Seçimlerinde Araklı’ya Hizmet İçin Yarıştık”
Bakın, kısaca şöyle özetleyeyim: 2024 seçimlerinde ben de Araklı Belediye Başkan Adayı olarak Sayın Hüseyin Avni Coşkun Çebi ve diğer belediye başkan adaylarıyla bir yarışa girdim.
Bu yarıştaki amacımız Trabzon’a, Araklı’mıza ve insanlarımıza hizmet etmekti. Davamız buydu. Birileri seçildi. Seçilenlerin hepsini ilk tebrik eden insanlardan bir tanesiydim.
Ancak üzerine basarak burada söylemek istiyorum: Seçimden sonra Çaykara’da çok ciddi bir yarış verdik. Çok ciddi bir oy aldık. Orada da AK Parti’nin adayı kazandı. Biz kendisini tebrik ettik.
Fakat ne hikmetse Çaykara seçimlerinden sonra benim ilçe başkanımın otel ruhsatı iptal edildi.
“İlçe Başkanımız Hukuki Mücadele Vererek Ruhsatını Geri Aldı”
Bakın, bu konuda benim müdahil olmamı dahi istemedi. Ciddi bir hukuki mücadele verdi ve bir yıl içerisinde bakanlık nezdinde hakkını arayarak, gerekli hukuki adımları atarak ruhsatını tekrar geri kazandı.
Ben o zaman müdahil olmak istediğimde o kadar değerli bir başkanım var ki Allah ondan binlerce kez razı olsun. Hakkaniyetine inandığım, yanımda olduğunu bildiğim dostum, kardeşim ve dava arkadaşım bana şöyle dedi:
“Başkanım, biz bunu dile getirirsek sanki siyasette bize karşı uygulanmış bir yaptırımı kamuoyuna taşımış oluruz. Ben zaten hakkımı arayacağım.”
Sonunda da hakkını aldı.
Ancak yapılanın, o seçimde Büyük Birlik Partisi’nin çalışmalarından duyulan rahatsızlıktan kaynaklandığını biliyorduk.
Şalpazarı’ndaki Muhtarların Şikâyetleri
Bakın, aynı şekilde Şalpazarı’nda Sayın Ahmet Metin Genç ile birlikte ilçeye ayrı bir önem verdik. Orası Trabzon’un dağlık arazilerinden bir tanesidir. Oradaki insanlar da bizim insanlarımızdır.
Biz Arsin, Sürmene veya Yomra diye ayrım yapmadık. Oradaki muhtarlarımızla da çok iyi ilişkilerimiz var. Ahmet Başkanımızdan Allah razı olsun. Kendisi de hiç çekinmeden, hiç kimseyi seçmeden ve ayrım yapmadan bizim ulaştırdığımız sıkıntılara el attı.
Orada geçen yıldan bugüne kadar özellikle köy yolları ve ulaşım alanında birçok düzenleme yapıldı.
Ancak oradaki muhtarlarımızın bize şöyle bir serzenişi vardı: Seçilmiş belediye başkanının köy ayrımına ve oy ayrımına gittiğini, kendilerine karşı partizanlık yaptığını söylüyorlardı.
Biz bunları çok fazla dile getirmedik. Sorunları Ahmet Başkanımız sayesinde çözmeye çalıştık. İnşallah ilgili belediye başkanından da bu tutumunu değiştirmesini bekleyeceğiz.
Arsin Belediyesiyle İlgili Adli Süreç
Arsin Belediyesi’nde de aynı şekilde benim ilçe başkanıma karşı yapıldığını düşündüğümüz bir haksızlık var.
Bu konunun üzerine şu anda çok fazla gitmeyeceğim. Çünkü adli süreç ilerliyor. Hukuk arayışımız orada devam ediyor. Sürecin sonucunu bekliyoruz.
Süreç sonuçlandığında gerekli açıklamayı, üzerine basa basa ve detaylı bir şekilde yapacağım.
“Seçimden Sonra Araklı Belediye Başkanını İlk Tebrik Edenlerden Biriydim”
Bakın, Araklı benim ilçem. Orada da Araklı’ya hizmet için bir yarış gerçekleştirdik. Orada seçilmiş belediye başkanımızı ilk tebrik eden insanlardan bir tanesiyim.
Hem ittifak ortağı olarak hem de Araklı’ya hizmet etmiş bir insan olarak ilk şunu söyledik:
“Üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız. Artık siz Araklı’nın seçilmiş belediye başkanısınız, bizlerin başkanısınız. Bizim üzerimize düşen ne varsa yapmaya razıyız. Yeter ki bize bir el uzatın, bir dal uzatın. Biz her zaman sizin hizmetinizde olacağız.”
O günden bugüne kadar da bu anlayışımızı hiç değiştirmeden devam ettirdik.
Ancak orada da bizi üzen bazı konular oldu.
Şehit Aileleri Derneğine Yer Talebi Tartışması
Özellikle benim belediye başkan adaylığım döneminde meclis üyesi adayımız olan, Araklı’yı çok seven bir gazi kardeşimiz vardı. Bu gazi kardeşimiz daha sonra Şehit Aileleri Derneği Araklı Şube Başkanlığına atandı.
Şube başkanı olarak, şehitlerimizin ve gazilerimizin isimlerinin yaşatılması amacıyla güzel bir proje hazırladılar ve Şehit Aileleri Derneği için yer talep ettiler.
Yer istediklerinde karşılarına doğrudan şu ifade çıktı:
“Seçime bulaşmamalıydınız. Seçimde siyaset yapmamalıydınız. Size karşı tavrımızın nedeni budur.”
Arkadaşlarımızın istekleri çok fazla yerine getirilmedi. Ancak önemli olan isteklerinin yerine getirilip getirilmemesi değildir. Önemli olan bu tutumun sergilenmesidir.
Bu tutumun arkadaşımıza doğrudan sözlü olarak iletilmesi ve Sayın Başkan’ın bunu bir cenazede, onlarca insanın içerisinde söylemesi bizi üzdü.
Buna rağmen biz bu konuyu yine dile getirmedik.
“Sabrımızı Taşıran Olay 20-25 Gün Önce Yaşandı”
Ancak en son sabrımızın taştığı nokta, 20-25 gün önce yaşandı. Yine ilçe başkanımız ve oradaki yöneticilerimiz bu olayı bana bildirmediler.
Araklı’da fabrika sahibi olan ve Araklı İlçe Yönetimimizde görev yapan bir kardeşimiz var. Kendisi geçen yıl Trabzon İl Yönetimimizdeydi. Araklı teşkilatını daha güçlü tutmak için kendisini Araklı yönetiminde görevlendirdik.
Yoksa ben il yönetiminde kendisinden çok memnundum. Araklı’da istihdam sağlayan, ilçeye katma değer üreten, KDV ödeyen ve istihdam yaratan bir iş insanı kardeşimizdir.
Ambalaj Atığına Kesilen Ceza
Kendisi bir miktar ambalaj atığını katı atık tesislerine götürüyor. Katı atık tesisleri, atıkları alamayacaklarını ve belediyeye müracaat etmeleri gerektiğini söylüyor.
Onlar da belediyeyi telefonla arayarak durumu anlatıyorlar. Belediyeden kendilerine, “Çöp konteynerine doldurun, biz oradan alırız.” deniliyor.
Ancak tabii ki konuşma sırasında tarafların birbirini bilgilendirmesinde bir eksiklik var. Sonuçta bir suç unsuru oluşmuş olabilir, doğrudur.
Ambalaj atıkları yaklaşık 30-40 koli olduğu için konteynere sığmıyor ve fazlasıyla taşıyor. Kendisi de bunu beyan etmiş. Buraya kadar her şey normal. Ceza yazılması da normaldir. Buna saygı duyuyoruz.
“8 Bin Lira Olması Gereken Ceza 115 Bin Lira Olarak Kesildi”
Yalnız burada garip bir ceza uygulandı ve konu yargıya taşındı. Yanlış bir uygulama yapılmış.
Bu da Araklı’daki yöneticilerin iş bilmezliğinden kaynaklanıyor. Çünkü evsel atığa moloz diye ceza kesilmiş.
Evsel atık geri dönüştürülebilir bir atıktır. Bunun 2026 yılı kanununda belirtilen cezasının 8 bin küsur lira olması gerektiğini biliyoruz. Ancak 115 bin lira ceza kesiyorlar.
Kesebilirler, bu da çok önemli değil. Ancak burada sergilenen tutum şudur:
“Bu cezayı, BBP İlçe Başkanı’nın daha önce bazı çirkin görüntülere müdahil olmak amacıyla yaptığı paylaşımlara karşılık, inadına kestik.”
Böyle bir tutum sergilendi. Bu bizleri çok üzmüştür.
“Belediye Başkanı ve Başkan Yardımcısıyla Görüşeceğim”
Burada Sayın Belediye Başkanımıza ve özellikle Belediye Başkan Yardımcımıza sesleniyorum. Çünkü ikisi de bu konuyu toplum içerisinde kullanmışlar.
Ben kendileriyle bu konuyu görüşeceğim. Ondan sonra da samimiyetle söylüyorum, konuyu daha detaylı bir şekilde kamuoyuyla paylaşacağım.
Çünkü bu kabul edilebilir bir tutum değildir.
Bakın, seçilmiş insanlar ve seçilmiş belediye başkanları halka hizmet etmek için o makamlarda bulunurlar.
Aldıkları yetki, halkın onlara verdiği; “Bize hizmet edin, çevremizi daha güzelleştirin, hizmet getirin, istihdam sağlayın ve bizi yönetin.” yetkisidir.
Bu yetki, “Bize zulmedin, bizi sınıflandırın, bizi ayırın ve cezaları kişiye ya da siyasi görüşe göre uygulayın.” anlamına gelmez.
“Araklı’da Çok Ciddi Şikâyetler Var”
Bu konuda Araklı’da çok ciddi şikâyetler var. Ben de bir Araklılı olarak bunlara cevap vermek zorundayım ve vereceğim.
Bakın, buradan şunu da söyleyeyim: Sayın Hüseyin Avni Coşkun Çebi’yi özellikle birkaç konuda uyarmak istiyorum.
Sayın Başkanım, hizmetlerinden ve yapması gerekenlerden çok, yapmaması gerekenlerle gündeme geliyor.
Trabzonspor olayı da bunlardan biridir. Aslında birçok konuda kendisine cevap vermem gerekirdi ancak hep şöyle bekledim:
“Yenidir, daha önce yerel yönetim tecrübesi yoktur. Zamanla gelişecektir. Ekibiyle beraber kendisini geliştirecek ve Araklı’ya hizmet edecektir.”
Ancak gördüğüm kadarıyla maalesef Araklı’da çakılan tek bir çivi dahi yok.
“Devlet Projelerini Çıkarırsanız Araklı’da Hiçbir Şey Yapılmıyor”
Bakın, devlet projelerini ve bakanlık projelerini ayırırsanız Araklı’da hiçbir şey yapılmıyor.
Maalesef Başkanımız hizmetleriyle gündem oluşturmak yerine, benim çok da benimsemediğim “Cambaza bak” oyunuyla gündeme geliyor.
Bir gün bir turizm projesi, bir gün Araklılı bir sporcunun başarısı, başka bir gün “Trabzonspor’a yer verdik.” açıklamasıyla gündeme geliyor.
Ancak belediyede olması gereken ve görmek istediğimiz şeyler bunlar değildir. Burada eleştirilecek birçok konu var. Bunları da eleştireceğim.
Biz Araklı’da Sayın Başkanımızdan hizmet ve adalet bekliyoruz. İnsanlara mahalle ayrımı yapmadan, insanları sınıflandırmadan, siyasi veya kişisel görüşlerini değerlendirmeden herkese eşit mesafede hizmet etmesini bekliyoruz.
Bunu bugüne kadar görmedik.
Bundan sonra en azından bu açıklama bir uyarı olsun. Bundan sonraki menzillerini ve yönlerini bu şekilde belirlesinler.
Bizi üzen taraflardan biri de aslında menzilde beraber olduğumuza inandığımız yönetici arkadaşlardan bu tutumların gelmesidir. Bu, bizi daha fazla üzüyor.
Bir de konumuz açılmışken zamanımız var mı?
Haber Trabzon: Var.
Adem Aydın: O zaman biraz da Araklı siyasetimize ve Araklı’mızın sorunlarına değinelim. Çünkü bu konuların üzerimde yükü var. Ben bunlarla ilgili daha detaylı bir program da yapacağım.
Araklı’da Trabzonspor’a verilmeye çalışılan 338 dönüm veya 368 dönüm bir alan var. Yanlış hatırlamıyorsam 338 dönümdü.
Sayın Başkanımıza şunu söylemek istiyorum: Bakın, Araklı’da Turup bölgesine bir turizm projesiyle çıktınız.
Yıllardır insanları bu projeyle oyaladınız. Önce dua istediniz, daha sonra işi sabra döktünüz.
“Trabzonspor’a Verilen Her Şey Azdır Ancak Araklı Halkına Sorulmalıdır”
Trabzonspor bizim canımız ve ciğerimizdir. Trabzonspor’umuza canını verecek birçok insan vardır.
Sakın buradan da bir siyaset üretmeye çalışmayın. Trabzonspor’a ne verilmişse azdır.
Ancak kusura bakmasın Sayın Belediye Başkanı, Araklı halkına sormadan 338 dönümü bırakın, 38 dönümü dahi veremez. Vermemesi gerekir.
Bu kadar şahsi yönetilebilecek bir makamda oturmuyorsunuz. Alınacak her karar, vatandaşın çoğunluğunun rızasına dayanmalı ve vatandaşın çoğunluğunun refahına dokunacak şekilde alınmalıdır.
Bakın, üzerine basarak söylüyorum: Bunu başka bir yere çekmek isteyecekler ancak kimse çektiremez.
Kimse benim Trabzonsporluluğumu veya milliyetçiliğimi tartışamaz. Hele bu insanlar hiç tartışamaz.
Ancak bu sadece suni bir gündemdir. Araklı’da yapmanız gerekenleri unutturup bu gündemlerle bizleri oyalamayın.
“Araklı’nın Çok Ciddi Sorunları ve Verilmiş Onlarca Söz Var”
Araklı’nın çok ciddi sorunları var. Sayın Başkan’ın verilmiş onlarca sözü bulunuyor.
Turup Turizm Alanı sözü var. Geçen yıl yaptığı açıklamalarda bu yıl haziran, temmuz, ağustos ve eylül aylarında ilçede onlarca konser olacağını söyledi. Ancak bunların hiçbiri yapılmıyor.
Başkanımız sürekli bir şeylerin sözünü veriyor. Sürekli bazı konuların üzerinden geçiyor ancak maalesef hiçbir şey yapılmıyor.
Organize Sanayi Bölgesi ve İstihdam Eleştirisi
Bakın, bunun üzerine Organize Sanayi Bölgesi dedi, istihdam dedi. Ancak ortada gördüğümüz bir şey yok.
Hep devletin projeleri üzerinden gidiyor. Örneğin Karadere Yolu. Kusura bakmayın, zaten eski hızında da değil.
Bir sürü şantiye alanı açıldığını söylüyor. Ben hiçbir şey görmedim.
“Araklı nüfusunu iki katına, üç katına çıkaracağız.” diyor.
Peki, bunu yapmak için ne yapacaksınız?
Bir turizm yatırımı yok. Bir istihdam yatırımı yok. İlçeye gelen ciddi bir yatırım yok. Nüfusu neyle artıracaksınız?
Bunların hepsi sözde kalan şeylerdir.
“Başkanın Acemilik Dönemi Bitti”
Artık Başkanımızın acemilik dönemi bitti. İkinci yılı neredeyse tamamlandı ve üçüncü yılına girmek üzere.
Zaten beş yıl için seçildiniz. İnsanın yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır.
Araklı’da gördüğümüz durum ise şudur: Yapmadıkları, yapamayacaklarının teminatı gibi duruyor.
Bu nedenle kusura bakmasın, şu ana kadar gördüğüm en başarısız yönetimlerden bir tanesi olarak devam ediyor.
“Sürmene’de Çekilen Diziyle Araklı’yı Tanıttığını Söylüyor”
Sürmene’de çekilen bir dizi için “Ben Araklı’yı tanıttım.” diyor.
Bir de Başkanımıza helal olsun. Konuşurken coğrafya bilgisi gerçekten müthiş!
“Araklı’yı turizmde coşturacağız.” diyor. Japonya’dan başlıyor; Türkmenistan’dan, Hindistan’dan dahi insanları getireceğini söylüyor.
Biz gelen insanları görmedik. Yatırım da görmedik.
Onun için Başkanım, sizden rica ediyoruz: Lütfen Araklı’nın sorunlarına eğilin.
Araklı’nın çok ciddi sorunları var.
Halk Buluşmalarına Eleştiri
Bakın, halk buluşması yapıyorsunuz. Halk buluşmalarınızı takip ediyorum. Bugüne kadar hiç yorum yapmadım.
Halk buluşmalarında muhtarlarımız hep orada. Hep aynı kişiler orada.
İnsanlar Başkanımızı seviyor ve sayıyorlar. Ben de kendisini severim. Yaşlı bir insan, bizim büyüğümüzdür. Rencide etmemek için dikkat ediyoruz.
Doktorluk döneminde Araklı’ya hizmetleri olmuş. Güzel hizmetleri olmuş. İnsanlar bunları kırmamak ve Başkanımızı çok üzmemek için kendisini fazla sorgulamamaya çalışıyorlar.
Ancak orada bir muhtarımız 10 metrelik bir yoldan bahsediyor. Maalesef Sayın Başkanımız, 1910’lardan başlayarak, bu ülkenin ve ilçenin 1918’lerde onlarca şehidin mücadelesiyle bizlere bırakıldığına dair bir edebiyatla devam ediyor.
“Şehitler Üzerinden Bu Siyaseti Artık Yaptırmayacağız”
Şehitlerimizi konuşmaya gelince; Rabbim bu ülke için canını vermiş, gazi olmuş, bu ülke için emek harcamış ve vefat etmiş tüm büyüklerimize ve tüm insanlarımıza gani gani rahmet eylesin.
Gazilerimize ve bu ülke için yaşayan herkese Rabbim sağlık ve sıhhat nasip eylesin.
Onlar bizim canımız ve ciğerimizdir.
Ancak bu siyaseti bu dille artık yaptırmayacağız.
“Önce Dua İstedi, Şimdi Sabır İstiyor”
Başkanımız benim adaylık dönemimde de hep şunu söylüyordu:
“Dua edeceksiniz.”
Dua zaten Müslümanlığın görevidir. Hepimiz dua ediyoruz.
Şimdi de işi sabra çevirdik. Önce duaydı, şimdi sabır oldu.
Araklı’nın sabrı kalmadı Sayın Başkanım. Bizden artık sabır da istemeyin.
Dua size yeterince edildi. Demek ki işlemiyor. Dua işleseydi yapılan hizmetleri görürdük.
Demek ki dua da işlemiyor.
Onun için duayı da kestik, sabrı da kestik. Araklı’ya hizmet edin. Sizden beklentimiz budur.
“Her Konuşması Bir Skandal, Her Konuşmasından Siyasi Malzeme Çıkıyor”
Bakın, her konuşması bir skandal. Her konuşmasından bize bir siyasi malzeme çıkıyor.
Ancak ben üzülüyorum. Bunları konuşmak istemiyorum. Fakat artık benim de sabrım kalmadı.
Araklı’da, söylediğim gibi, çok ciddi bir trafik sorunumuz var. Şu anda park ve otopark sorunumuz devam ediyor.
İstihdam konusunu zaten geçtik. Çay ve fındık dönemi olmasına rağmen işsizlik hat safhada. Bunun için gösterilen bir gayret de yok.
“Organize Sanayi Bölgesi Seçim Dönemlerinde Verilen Bir Söz Olarak Kaldı”
Organize Sanayi Bölgesi denildi. Yerine geldiler, konuştular ve gittiler.
Her seçim döneminde böyle söylüyorlardı. Sayın bakanlarımızla beraber otobüslerin üzerinde sözler veriliyordu.
Ancak ortada somut olarak hazırlanmış ve uygulamaya geçirilmiş bir proje yok.
Araklı-Karadere-Bayburt Yolu çok yavaş ilerliyor. Bu da çok ciddi bir sorundur.
Belediye İşçilerinin Şahsi İşlerde Kullanıldığı İddiaları
Araklı’da insanların sorguladığı başka konular da var.
Belediye işçilerinin çay bahçelerinde çalıştırıldığı ve insanların şahsi işlerinde kullanıldığı yönünde iddialar bulunuyor.
Yetkililerin bunların üzerine eğilmesini istiyorum. Bu iddialara cevap vermelerini ve insanları aydınlatmalarını istiyorum.
“Sürekli Önceki Dönem ve Borçlar Gündeme Getiriliyor”
Bununla ilgili önceki dönemden kalan bir edebiyat da var.
“Araklı’da 90 milyon lira borç aldık. Bizden önce çok kötü dönemler yaşandı. Pandemi geldi, şu oldu, bu oldu.” deniliyor.
Böyle sayabileceğim onlarca, hatta yüzlerce konu var.
Başkanımız bu işi güzel öğrendi. Gündemi değiştirmeyi çok iyi öğrendi.
Ancak Başkanımız, biz sizden hizmet bekliyoruz.
Araklı’ya seçilmenizin ve vatandaşın size emanet ettiği görevin gereğini yapmanızı istiyoruz. O görevin sorumluluğunu yerine getirmenizi istiyoruz.
"Bu Gidişat İyi Değil"
Her seferinde aynı şeyi kullanıyorsunuz:
“Araklı’da belediye başkanlığı yapmak vebaldir.”
Evet, her yerde hizmet etmek amacıyla emanet edilen bir koltukta oturmak vebaldir.
Bakın, ben çok net olarak söyleyeyim: Bu gidişat hiç iyi bir gidişat değildir.
Hatta şöyle söyleyeyim: Bugüne kadar yaptıklarından dolayı bundan sonra yapacaklarına dair de çok fazla umudum yok.
“Ben Aynı Görevde Olsaydım İstifa Ederdim”
Ben Araklı’da Hüseyin Avni Coşkun ağabeyimin bugüne kadar yaptığı görevleri kendim yapmış olsaydım, samimiyetle söylüyorum, istifa ederdim.
Çok net söylüyorum.
“Ben bu işi beceremedim. Ekibimi kuramadım. Araklı’ya hizmet edemedim.” diye dert eder ve istifa ederdim.
Ancak Sayın Başkanımıza göre ne hikmetse her şey güllük gülistanlık.
Araklı'ya Ne Yaptınız?
Son halk buluşmasında da o kadar üzücü bir konuşma yaptı ki…
Almanya’da, Fransa’da ve İngiltere’de insanların sokağa çıkamadığını, akşam saat 8’den sonra dışarı çıkmaya korktuğunu ve sabah işine gidip evine döndüğünü söyledi.
Başkanım, biz sizden Araklı’ya hizmet bekliyoruz.
Çin’i, Japonya’yı veya başka ülkeleri konuşmanızı istemiyoruz.
Bunlar zaten inanın çok ciddiye alınan konuşmalar dahi değildir.
Ancak beni ilgilendiren tarafı şudur:
Ben size, “Araklı’ya ne yaptınız?” diye soruyorum.
Araklı’ya hangi hizmeti getirdiniz?
Araklı’nın trafik sorununa çözüm mü buldunuz?
Park sorununu çözdünüz mü?
Araklı’da bir fabrika mı açtınız?
“Fabrika Çalıştıranlara da Zulmetmeye Çalışıyorsunuz”
Kaldı ki fabrika çalıştıranlara da zulmetmeye çalışıyorsunuz.
Araklı’da istihdam sağlayan birkaç esnaf, birkaç fabrika ve sayılı işletme var.
Onlara da siyasi görüşlerinden dolayı farklı muamele yaptığınız zaman Araklı’ya hizmet etmiş olmazsınız. Araklı’ya zulmetmiş olursunuz.
Araklı hâlâ aynı sıkıntıları yaşıyor.
Karadere’deki Çevre Kirliliği
Karadere’de çok ciddi bir çevre kirliliği var.
Bunun için yapılması gereken çalışmalar ve verilmiş sözler vardı.
Bakın, tek tek ayrıntıya girmiyorum.
Oradaki işletmelerin kaldırılacağı, başka bir yere taşınacağı ve farklı düzenlemeler yapılacağı söylendi.
Bunların hepsini daha sonra detaylı olarak konuşabiliriz.
Ancak hiçbirinde atılmış bir adım yok.
Ortada Hizmet Yok
Pazarcık denildi. Kusura bakmayın ama Pazarcık bir maden alanıdır.
Sonra bu alanın bir bölümünün turizm alanına çevrildiğini söylediniz.
Yine insanların gözünü boyamaya yönelik birtakım açıklamalar yapıldı.
Ancak ortada hiçbir şey yok. Kusura bakmayın, iki tane oturma alanı yapmakla turizm olmaz.
Anladığım kadarıyla Turup’u da zaten değerlendiremeyeceksiniz.
Trabzonspor veya başka bir kurumla paslaşmak istemenizin altında da bence bu projeyi beceremeyeceğinizi düşünmeniz yatıyor.
Çünkü ben olaya şöyle bakıyorum:
"Bir Kafeyi Yönetemediniz"
Araklı’da bir Bayrak Kafe olayı var.
Sayın Recep Bey’in zamanından beri Araklı’daki tek bir kafeyi dahi doğru düzgün işletemediniz.
Bunun öncesinde de bir Arakale örneği var. Araklı’da bir sosyal tesis hizmeti yapıldı.
Bakın, bu tesis belki de Araklı halkının yüzde 98’inin gidip hizmet aldığı bir yer değildir.
Şahsa verildi, verilebilir. Bu sorun değildir. Bunların doğru veya yanlış taraflarını ayrıca konuşabiliriz.
Ancak ben olayın şu tarafına bakıyorum:
Bayrak Kafe, zaten denizle bağlantısı kopmuş olan Araklı’da insanların nefes alacağı, misafirlerini götüreceği ve akşamları oturabileceği sayılı alanlardan bir tanesidir.
Siz burayı da yönetemediniz kardeşim.
“Bir Kafeyi Yönetemeyenlerden Yüzlerce Dönümlük Turizm Projesi Bekliyoruz”
On yıldır borç batağında olan, hizmette rezalet bir dönem yaşatan bir kafeden bahsediyoruz.
Bir kafeyi yönetemeyen insanlardan 800-900 dönümlük Pazarcık turizm projesi ve Turup turizm projesi bekliyoruz.
Bir kafeyi işletemediniz Başkanım.
İki belediye başkanı dönemi geçti.
Kafeyi devretmeye kalktılar, bazı yerlerle görüştüler.
Biz her yerde gövdemizi ortaya koyduk ve tepkimizi gösterdik.
“Buna müsaade etmeyiz. Yaptırmayız. Görüşmelerden haberimiz var.” dedik.
“Araklı’yı yönetemiyorsanız bırakın, becerecek insanlar yapsın. Ben bile işletirim.” dedim.
Bu kadar beceriksizlik olmaz.
“Bayrak Kafe’nin Çay Ocağında Sigara İçiliyordu”
Bayrak Kafe’de çalışan personelle ilgili yaşadığım olayı anlatayım.
Ben de mi yalan konuşuyorum?
İbrahim Bey şahittir. Yanımda iki tane de şahidim var.
Çalışan personel, çay ocağının içerisinde sigara içiyordu.
Mahmut Danışmaz kardeşimizin yerleştirdiği elemanlardan biriydi. İşletmenin başında da Mahmut Danışmaz kardeşimiz vardı.
Kendisine de inancımız vardır. Kendisi bizim arkadaşımızdır.
Ancak kardeşim, böyle mi denetliyorsunuz?
Kötü tarafı şu: Ben kendisini uyarmama rağmen daha sonra içeriye girdik, bir şeyler yedik ve içtik.
Kalkarken aynı arkadaşın yine mutfağın içerisinde, çay kazanının yanında elinde sigarayla durduğunu gördüm.
Kendisini uyardım:
“Bak, seni şikâyet edeceğim.” dedim.
Hiç umursamadı.
“Konuşurken Japonya’dan Bahsediyorsunuz, Hizmete Gelince Bir Kafeyi Yönetemiyorsunuz”
Siz Araklı’yı böyle mi yönetiyorsunuz?
Konuşurken böyle konuşmuyorsunuz.
Konuşurken Japonya’dan, Çin’den ve Hindistan’dan bahsediyorsunuz.
Ancak iş hizmete geldiği zaman bir bakkalı dahi yönetemiyorsunuz. Bir kafeyi dahi yönetemiyorsunuz.
Kusura bakmayın, kendinize çeki düzen verin.
Araklı’nın ne size inancı ne de sabrı kalmıştır.
“Araklı Benim İçin Bir Dert ve Yaradır”
Bugün konuyu yakalamışken ve konuşma buraya kadar gelmişken, Araklılı olmamdan dolayı arkadaşlardan özür diliyorum.
Aslında gündemim bu değildi.
Ancak Araklı benim için bir derttir. Araklı benim için bir yaradır.
Araklı benim doğduğum ve büyüdüğüm yerdir.
Ben Araklı’nın o deresinde büyüdüm. O derede yüzdüm. O derenin suyunu içtim.
Benim için ölene kadar Araklı’ya hizmet etmek ve Araklı’ya yapılacak bir hizmete vesile olmak boynumun borcudur, başımın tacıdır.
İyisiyle ve kötüsüyle Araklı için her platformda aynı mücadeleyi ve aynı kararlılığı göstermeye devam edeceğim.
“Doğru Yapanın Yanında, Yanlış Yapanın Karşısında Olacağım”
Kim olursa olsun, doğru yapanın yanında durup “Doğru yaptılar.” diyeceğim.
Yanlış yapanın da karşısında dimdik duracağım.
Bakın, doğrularına gelince doğrularını sayamıyorum.
Doğru yaptıkları işler olsaydı samimiyetle kabul ederdim. “Şunu doğru yaptılar.” derdim.
Ancak bakın, bir kavşağı dahi beceremediler. Hiçbir şeyi beceremediler.
Devletin yaptığı iki veya üç projeyi çıkarın.
Devletin yaptığı stadı çıkarın.
Devletin yaptığı spor merkezini çıkarın.
Adliye binasını çıkarın.
Dönüp Sayın Başkan’a soruyorum:
“Siz ne yaptınız?”
Elde sayabilecekleri iki tane proje yok.
“Bu Halk Bunun Hesabını Sorar”
Bakın, bu halk bunun hesabını sorar.
Bugüne kadar kendisini üzmedik. Teşvik ettik.
Ancak bundan sonra Başkanım, sizin ve ekibinizin yapacağı her olumsuzluğun karşısında beni, Büyük Birlik Hareketi’ni ve rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun dosdoğru, samimi dava arkadaşlarını bulacaksınız.
Bundan şüpheniz olmasın.
Sizden daha fazla samimiyet bekliyorum.
Teşekkür ederim.