COP31 süreci kapsamında Trabzon’da düzenlenen Okyanuslar, İklim ve Mavi Ekonomi Üst Düzeyli Bakanlar Oturumu, çok sayıda uluslararası temsilciyi bir araya getirdi. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, programda yaptığı konuşmada iklim değişikliğinin denizler ve okyanuslar üzerindeki etkilerine dikkat çekerek ülkeleri daha güçlü iş birliğine çağırdı. Okyanusların milyarlarca insanın geçim kaynağı olduğunu vurgulayan Kurum, iklim krizine karşı yalnızca taahhütlerin değil, doğrudan uygulanabilir politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Kurum: “Tarih Ne Söylediğimizi Değil, Ne Yaptığımızı Hatırlayacak”
Trabzon’da gerçekleştirilen zirvede konuşan Bakan Murat Kurum, iklim krizinin artık geleceğe ilişkin uzak bir tehdit olmaktan çıktığını belirtti.
Kurum, ülkeler arasında daha güçlü iş birliğine ihtiyaç bulunduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Mesele, insanlığın ortak evini korumaktır. Bugün vereceğimiz kararlar, yarının dünyasını şekillendirecektir. Tarih, iklim krizinin kapımıza dayandığı bu dönemde ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacaktır. Okyanusların korunması hepimizin, tüm dünyanın ortak sorumluluğudur. Artık bu sorumlulukları somut adımlara dönüştürmenin zamanıdır.”
Kurum, iklim krizinde gidişatın değiştirilmesinin mümkün olduğunu belirterek bilgi, teknoloji ve deneyim paylaşımının önemine dikkat çekti.
“Okyanusların Geleceği Devasa Bir Risk Altında”
Murat Kurum, okyanusların dünya üzerindeki ekolojik ve ekonomik rolünü rakamlarla anlattı.
Karadeniz başta olmak üzere Türkiye’yi çevreleyen denizlerin iklim değişikliğinden olumsuz etkilendiğini belirten Kurum, “Ortak evimiz dünyamızın mavi akciğerleri adeta alarm veriyor” dedi.
Kurum şöyle konuştu:
“3 milyardan fazla insanın geçim kaynağı olan, soluduğumuz havanın yarısını üreten okyanuslarımızın geleceği devasa bir risk altındadır. Araştırmalara göre okyanus ekosistemlerindeki bozulmanın ekonomik maliyeti 2050 yılına kadar 400 milyar doları aşabilir.”
Buna karşın bazı olumlu gelişmelerin de bulunduğunu söyleyen Kurum, Akdeniz ve Karadeniz’de balık stoklarında yüzde 15 oranında iyileşme görüldüğünü ifade etti.
Türkiye Denizlerini Dijital Sistemlerle Takip Ediyor
Türkiye’nin iklim değişikliğinin denizler üzerindeki etkilerine karşı çeşitli projeleri hayata geçirdiğini belirten Kurum, dijital ikiz uygulamalarına dikkat çekti.
Kurum, “İklim krizine dirençli deniz ve okyanuslar hedefini teoride bırakmıyor, pratikte uyguluyoruz” diyerek deniz alanlarının planlanması, korunan alanların artırılması ve yenilikçi karar destek sistemlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi.
Türkiye’nin deniz politikalarının Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında yer alan “Sudaki Yaşam” hedefi doğrultusunda yürütüldüğünü belirten Kurum, denizlerin ve göllerin anlık olarak izlendiğini kaydetti.
Kurum, “Denizlerimizi, göllerimizi anlık takip ediyoruz. Temizlik çalışmaları yapıyor, denetimlerle kirletenlere karşı ciddi yaptırımlar uyguluyoruz” ifadelerini kullandı.
Fethiye ve Göcek’te Mapa-Şamandıra Sistemi
Bakan Kurum, Türkiye’nin deniz ekosistemlerini korumaya yönelik uygulamalarından biri olan Mapa-Şamandıra Sistemi hakkında da bilgi verdi.
Fethiye ve Göcek koylarında devreye alınan sistemin deniz tabanındaki çayırların korunmasına katkı sağladığını belirten Kurum, 17 koyda toplam 856 tekneye hizmet verildiğini söyledi.
Kurum, “Bir çapanın deniz tabanında pulluk gibi sürüklenerek deniz çayırlarını sökmesine, balıkların yaşam ve üreme alanlarına zarar vermesine mani olduk” dedi.
Bu uygulamanın COP31 kapsamında Antalya’da uluslararası kamuoyuna anlatılacağını belirten Kurum, benzer sistemlerin diğer koylarda da uygulanmasının planlandığını açıkladı.
Kurum: “Deniz Bize Bakıyor, Biz de Denize Bakmak Zorundayız”
Bakan Kurum’un konuşmasındaki dikkat çeken ifadelerden biri de denizlerin insan yaşamındaki rolüne ilişkin değerlendirmesi oldu.
Kurum, yeni finansman modellerinin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Deniz olmasa aç kalırız. Deniz bize bakıyor, biz de denize bakmak zorundayız, okyanuslara da bakmak zorundayız. Bu kötü gidişata dur demek istiyorsak her şeyden önce okyanus alanındaki tüm paydaşları ortak hedef etrafında buluşturmak zorundayız.”
Kurum ayrıca iklim politikalarında “Mavi Finansman” olarak tanımlanan finansman modellerinin genişletilmesi gerektiğini belirtti.
Trabzon’dan Antalya’ya “Mavi COP” Süreci
Murat Kurum, Trabzon’daki toplantının COP31 öncesinde önemli bir hazırlık aşaması olduğunu söyledi.
“Okyanus ve Denizler” temasının COP31 Eylem Gündemi’nin öncelikleri arasında yer aldığını belirten Kurum, Trabzon’da ortaya çıkacak kararların Antalya’daki zirveye taşınacağını açıkladı.
Kurum, “Burada gerçekleştireceğimiz iki günlük çalışmalar sonucunda ‘Mavi COP’ yaklaşımımız doğrultusunda somut, uygulanabilir ve üzerinde uzlaşılan çıktılar elde etmek istiyoruz” dedi.
İstanbul’da başlayan çalışmaların Trabzon’da geliştirileceğini belirten Kurum, “Trabzon’da şekillenecek bu çıktıları COP31 küresel eyleme taşıyacağız” ifadelerini kullandı.
“Rotamız Daha Adil, Daha Yeşil ve Daha Mavi Bir Dünya”
Konuşmasının sonunda Karadeniz üzerinden dikkat çekici bir mesaj veren Kurum, iklim mücadelesinde ortak hareket etmenin önemini vurguladı.
Kurum şu ifadeleri kullandı:
“Karadeniz’i hırçın dalgalarıyla biliriz. O hırçın dalgalar bize şunu öğretir: Rüzgar ne kadar güçlü olursa olsun, rotasını bilen ve birlikte hareket edenler mutlaka güvenli limana ulaşacaktır.”
Kurum sözlerini, “Rotamız temiz denizlerdir, rotamız dirençli kıyılardır, rotamız çocuklarımıza bırakacağımız daha adil, daha yeşil ve daha mavi bir dünyadır” diyerek tamamladı.
Uraloğlu: Türkiye’de 4 Liman Yeşil Liman Sertifikalı
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da zirvede Türkiye’nin denizcilikte yürüttüğü çevre politikalarını anlattı.
Gemi kaynaklı emisyonların azaltılması, alternatif yakıtların geliştirilmesi, limanlarda enerji verimliliğinin artırılması ve mavi karbon ekosistemlerinin korunmasının öncelikli konular olduğunu belirten Uraloğlu, Yeşil Liman Sertifika Uygulaması hakkında bilgi verdi.
Uraloğlu, “Yeşil Liman kriterleri kapsamında yenilenebilir enerji kullanımını, liman ekipmanlarının elektrifikasyonunu, gemilere kıyıdan elektrik sağlanmasını, enerji verimliliğini ve Sıfır Atık uygulamalarını teşvik ediyoruz” dedi.
Türkiye’de şu anda Yeşil Liman Sertifikası’na sahip 4 liman bulunduğunu belirten Uraloğlu, yeni kurulacak veya alanını yüzde 25’ten fazla genişletecek belirli kıyı tesislerinde bu kriterlerin zorunlu hale getirildiğini açıkladı.
UNFCCC’den Mavi Finansman Çağrısı
UNFCCC Hükümetlerarası Destek ve Kolektif İlerleme Bölümü Direktörü Cecilia Kinuthia-Njenga ise uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekti.
Njenga, “Paylaşılan denizler, paylaşılan sorumluluklar demektir” ifadelerini kullanarak kıyı devletleri, finans kuruluşları, özel sektör, bilim dünyası ve sivil toplumun aynı zeminde buluşması gerektiğini söyledi.
Njenga, “Birlikte çalışalım. Uluslararası bir koalisyon kuralım. Sizleri planlarınızı, verilerinizi ve bilgilerinizi paylaşmaya davet ediyorum” dedi.
COP31 yolunda diyaloğun somut sonuçlara dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Njenga, erişilebilir Mavi Finansman kaynaklarının artırılması çağrısında bulundu.
Avustralya’dan Türkiye ile “Mavi Eylem” Mesajı
Avustralya Sürdürülebilir Okyanus Ekonomisi Yüksek Düzeyli Paneli Başbakanlık Temsilcisi Anthony Worby de Türkiye ile ortak çalışma mesajı verdi.
Worby, “COP31’de Avustralya, Türkiye ve Pasifik’teki ortaklarımızın çok sade ve pratiğe dönük bir hedefi var; hedefleri mavi eyleme dönüştürmek” dedi.
Okyanusların iklim değişikliğinin hem en fazla hissedildiği alanlardan biri hem de çözümün önemli bir parçası olduğunu ifade eden Worby, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşabilmek için okyanusların iklim politikalarının merkezinde tutulması gerektiğini söyledi.