Büyük Birlik Partisi Trabzon İl Başkanlığı olarak, Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici beyefendinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz 11. Olağan İl Kongremiz, salonun duvarlarını aşan bir inancın tezahürüydü. O gün orada yükselen sesin ardından kendime şu soruyu sordum: Bir il kongresi, bir şehre —ve hatta koca bir ülkeye— ne kadar umut olabilir?
Bugün Türkiye, her yönden kuşatılmış bir siyasi konjonktürün içinde, adeta bir yol ayrımında duruyor. Toplum, sadece siyasi polemiklerle değil; mutfaktaki yangınla, sokaktaki asayişsizlikle ve evlatlarının geleceğiyle ilgili derin kaygılarla boğuşuyor. İşte bu puslu havada bir il kongresi; eğer doğru bir duruşun kalesi olabiliyorsa, bir şehre can suyu, bir millete nefes olabilir.
Yöntem Yanlışlığı, Hedefin Kudsiyetini Gölgeler
Ülkemizin en sıcak gündemi "Terörsüz Türkiye" söylemi etrafında dönüyor. Kimine göre tarihi bir çözüm fırsatı, kimine göre ise sinsi bir ihanet süreci olarak değerlendirilen bu dönemde Büyük Birlik Partisi’nin duruşu, bir kaya kadar sert ve bir su kadar berraktır. Biz de "Terörsüz Türkiye" istiyoruz; biz de evlatlarımızın şehadet haberleriyle yüreğimizin yanmadığı bir vatan düşlüyoruz. Biz de ülkemizin evlatları kandırılarak ülkemizin düşmanlarına maşalık etsin istemiyoruz. Ancak Alperenlerin bir ilkesi vardır: Doğru hedefe, yanlış yolla varılmaz. Terörün kökünü kazımak, pazarlık masalarından değil, devletin çelikten yumruğunun hainlerin tepesine inmesinden geçer. İktidar ve ortağının bu noktadaki söylemlerinde yer alan "temel hedef" haklı olsa da, izlenen "yöntem" halkın vicdanında kabul görmemekte, bu da ciddi bir halk desteği kaybına yol açmaktadır. Halkımız, yöntemi yanlış olanın vaadine değil; özü de sözü de, usulü de esası da doğru olan Büyük Birlik Partisi’ne yönelecektir / yönelmektedir.
Sadece Siyaset Değil, Bir Hayat Mücadelesi
Umut olmak sadece terörle mücadeleyi konuşmakla mümkün değildir. Bir şehre umut olacaksanız;
Ekonomik Yangını Göreceksiniz: Emeklimizin pazar filesini doldururken döktüğü alın terini, market raflarında "fırsatçılık" yapan ahlaksız yapılanmaların halkın rızkına nasıl çöktüğünü haykıracaksınız.
Gıda Güvenliğini Savunacaksınız: Millete at eti, domuz eti yediren, halk sağlığıyla oynayan o vicdansız gıda teröristlerinin karşısında dimdik duracaksınız.
Eğitimde ve Sokakta Güvenliği Önceleyeceksiniz: Son günlerde okullarımızda yaşanan saldırılar, evlatlarımızı emanet ettiğimiz eğitim yuvalarının içine düşürüldüğü güvenlik zafiyeti ciğerimizi yakmaktadır. Sadece binaları değil, ruhları koruyacak bir eğitim sistemini savunmak zorundayız.
Aile ve Toplum Ahlakını Bozan Tüm Yapıların Karşısında Olacaksınız: Televizyon ekranlarını işgal eden, Türk aile yapısının temeline dinamit koyan o "sabah kuşağı" rezillikleri ve çarpık ilişkileri normalleştiren diziler karşısında en gür sesi biz çıkarmalıyız. Toplumsal çürüme, terörden daha tehlikelidir; çünkü bu çürüme içten içe bir milleti yok eder.
Trabzon’da Yeşeren Muhsinî Fidanlar
Bir şehre ne kadar mı umut olabiliriz? Eğer o şehirde adaleti temsil ediyorsanız, eğer o şehirde yanlışa "yanlış" diyecek cesaretiniz varsa, siz o şehrin geleceğisiniz demektir. Bizim yolumuz, yöntemi yanlış olanın değil; hakikati, yöntemiyle birlikte doğru inşa edenlerin yoludur.
Tam bu noktada, İl Başkanımız Sayın Adem AYDIN ve İl Teşkilatımızın sergilediği kararlı duruş, Trabzon için hayati bir öneme sahiptir. Bu duruş, sıradan bir siyasetçilik değil, tam manasıyla *"Muhsinî bir duruş"*tur. Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu'nun "bir saniyesine hükmedemediğimiz dünya için fırıldak olmama" vasiyetini ilke edinen bu kadrolar, Trabzon’un her sokağında adaletin ve hakkın sesi olmaktadır.
Eğer biz bu Muhsinî duruşu, bu kararlılığı ve bu temiz siyaseti devam ettirirsek; Hamamizade’de atılan o umut tohumları önce yeşerecek, sonra filizlenip devasa bir ağaca dönüşecek ve gölgesinde tüm mazlumları serinletecektir. Adem Aydın Başkanlığındaki Trabzon teşkilatı, bu umudun filizlendiği topraktır.
Bu kongre, bir bayrak değişimi değil, bir "hazır ol" çağrısıdır. Milletimiz; iktidarın yöntem hatalarından, muhalefetin ise çözüm üretemeyen kısır döngüsünden bıkmıştır. Halkın kaybettiği güveni, Büyük Birlik’in kadroları tesis edecektir. Alperenler! Sizler bu şehrin vicdanısınız. Sabah kuşağındaki ahlaksızlığa da, gıda teröristine de, yöntem yanlışlığı yapan siyasi akla da karşı duracak olan sizlersiniz.
Eğitimden ekonomiye, aileden terörle mücadeleye kadar her alanda "Büyük Birlik" vakti gelmiştir. Biz buradayız, Trabzon burada ve çözüm bizdedir.
Sonuç olarak; Bir il kongresi bir şehre umut olabilir mi? Evet, eğer o kongreden Muhsin Yazıcıoğlu’nun ruhuyla çıkan bir irade varsa, o umut artık bir çınara dönüşmeye mahkûmdur. Yolumuz hakikat, yöntemimiz adalet, rehberimiz irfandır.
Trabzon’dan başlayan bu büyük yürüyüş, Türkiye’nin sönmeyen ışığı olacaktır.
Dr. Adem ÖZKAN