Trabzon Haber

Cihat Yaycı Paşa Uyarmıştı, Sümela Ayini Pontus Şovuna Döndü

Sümela Manastırı’ndaki ayin sonrası açıklama yapan Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi, “Pontus” ve “Helenizm” söylemlerine dikkat çekti.

Abone Ol

Trabzon’un Maçka ilçesinde bulunan Sümela Manastırı’nda gerçekleştirilen ayinin ardından tartışmalar sürüyor. Ayinin sonrasında Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi tarafından yapılan açıklamada, dini etkinliğin kendisinden ziyade ayinin bazı yayınlarda nasıl çerçevelendiğine dikkat çekildi. Merkez, özellikle Yunanistan merkezli Pontos News’te yer alan ifadeler üzerinden Sümela Manastırı’nın dini kimliğinin ötesinde siyasi ve sembolik anlamlarla sunulduğunu savundu. Açıklamada “Pontus Helenizmi”, “Türk kısıtlamaları” ve “Pontus’taki Panagia Sümela” gibi ifadelere dikkat çekilirken, tartışmanın ibadet özgürlüğünden ziyade tarih ve kimlik siyaseti ekseninde değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi’nden Sümela açıklaması

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi, Sümela Manastırı’nda düzenlenen ayinin ardından kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Açıklamada, merkez tarafından daha önce yapılan uyarıların ayin sonrasında kullanılan söylemlerle birlikte yeniden gündeme geldiği ifade edildi.

Merkez, açıklamasına “Biz ne dedik, Yunan/Pontus medyası ne yazdı?” başlığıyla başladı. Açıklamada, Sümela Manastırı konusunda günlerdir “Mesele ayin değil, mesele sembolleştirme siyasetidir” değerlendirmesinin yapıldığı hatırlatıldı.

Merkezin dikkat çektiği noktalardan biri ise ayinin ardından bazı Yunanistan merkezli yayınlarda kullanılan ifadeler oldu. Açıklamada, “Pontus’taki Panagia Sümela”, “Pontus Helenizminin kalbi Trabzon’da yeniden attı” ve “Türk kısıtlamalarına rağmen” ifadelerine yer verildi.

“Helenizm” ifadesine özellikle dikkat çekildi

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi açıklamasında, haberlerde kullanılan “Helenizm” kavramının özellikle incelenmesi gerektiği belirtildi.

Merkez, açıklamasında “Helenizm, Yunanlık; ‘Pontus Helenizmi’ ise açıkça ‘Pontus Yunanlığı’ demektir” ifadelerini kullandı. Bu söylemin Sümela Manastırı’nın yalnızca dini bir mekan olarak değil, Yunan kimliği ve Pontus Yunanlığı açısından sembolik bir alan şeklinde sunulmasına neden olduğunu savundu.

Açıklamada, “İşte anlatmaya çalıştığımız tam olarak budur!” denilerek, Sümela Manastırı’nın dini niteliği üzerinden yürütülen tartışmadan farklı olarak tarihsel kimlik ve sembolizm boyutunun öne çıkarıldığı belirtildi.

Merkeze göre Sümela’nın Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan tarihi bir ören yeri olduğu gerçeğinin geri plana itilmemesi gerekiyor. Açıklamada, Türkiye tarafından belirlenen uygulama ve şartların bazı yayınlarda “Türk kısıtlamaları” şeklinde aktarılmasının da eleştirildiği görüldü.

“İbadet özgürlüğüyle hiçbir meselemiz yok”

Açıklamanın önemli bölümlerinden birini ise ibadet özgürlüğüne ilişkin değerlendirme oluşturdu.

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi, “Hristiyanların ibadet özgürlüğüyle hiçbir meselemiz yoktur” ifadelerine yer vererek, eleştirilerinin doğrudan dini ibadete yönelik olmadığının altını çizdi.

Merkez, Sümela Manastırı’nın bugün faal bir kilise olmadığını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içerisindeki bir ören yeri olduğunu belirtti. Tartışmanın dini inanç veya ibadet hakkı üzerinden değil, Sümela’nın siyasi ve tarihsel bir sembole dönüştürülmesi üzerinden ele alınması gerektiği savunuldu.

Açıklamada ayrıca “Meselemiz; Sümela üzerinden Pontusçu tarih ve Yunan kimliği siyaseti üretilmesidir” denildi. Böylece merkezin eleştirisinin, ayinin kendisinden ziyade ayine yüklenen siyasi ve sembolik anlamlara yönelik olduğu vurgulandı.

“Mesele semboldür, mesele kimliktir, mesele egemenliktir”

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi, açıklamasının devamında Sümela Manastırı tartışmasının üç temel başlık üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Merkez, bu bölümü “Mesele semboldür. Mesele kimliktir. Mesele egemenliktir.” sözleriyle özetledi.

Açıklamada, ayinin ardından ortaya çıkan yayınların daha önce yapılan uyarıların neden dikkate alınması gerektiğini gösterdiği ileri sürüldü. Sümela Manastırı’nın uluslararası ziyaretçilere ve farklı inanç gruplarına açık olmasının önünde bir itiraz bulunmadığı belirtilirken, tarihi mekanın siyasi kimlik tartışmalarının merkezine taşınmasına karşı çıkıldı.

Merkez son olarak, “Sümela Müzesinin kapısı dünyaya açık olsun; Pontusçuluğa, Yunanlaştırma siyasetine ve siyasi sembolleştirmeye kapalı olsun!” ifadelerini kullandı.