Ancak maalesef; bilimden sanata, bürokrasiden spora kadar her alanda, dünyanın en yetenekli insanlarına sahip olmamıza rağmen, bin bir türlü lobi, çıkar çetesi ve şebeke yüzünden hak edenler nadasa bırakılıyor. Profesyonel sporcu olmaya çalışan her gencimiz bilir ki; eğer "adamını" bulamazsan ya sahalarda yok olup gidersin ya da fahiş miktarda para harcayarak o çarkın içinde ezilirsin. Bu kokuşmuş düzen, yeteneği değil, arkası sağlam olanı ödüllendiriyor.
Trabzonspor: Futbolun Vicdanı, Liyakatın Kalesi
Trabzon şehri, sadece bir coğrafya değil; Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla bilenmiş, vatan sevdasıyla harmanlanmış, haksızlığa karşı baş kaldıran bir ruhun adıdır. Trabzonspor ise, bu onurlu ruhun yeşil sahalardaki temsilcisidir. Bize göre futbol sadece bir oyun değil; liyakatın, alın terinin ve dürüst mücadelenin arenasıdır.
Trabzonspor’un duruşu, futbolun içine çöreklenmiş çıkar çetelerine karşı adaletin sesidir. Yıllardır Trabzonsporlu oyuncuların, sahadaki üstün performanslarına, akıttıkları her damla tere rağmen milli takıma gidememesi ya da gitseler bile hak ettikleri değeri görememesi, bahsettiğimiz bu liyakatsizliğin ve "lobiciliğin" en bariz, en acı kanıtıdır. Bizim tavrımız nettir: Futbol sahada kalmalı, adalet herkes için eşit olmalıdır. Biz, liyakat isterken, sahadaki emeğin çalınmasına karşı duruyoruz.
Kadim Türk Yurdu Diyarbakır ve "Amed" Fitnesi
Gündemdeki "Amed Spor" konusuna da bu liyakat ve adalet penceresinden bakmak zorundayız. Şanlı Diyarbakır’ımız, binlerce yıldır Türk yurdu olan, Malazgirt’ten bugüne vatanın birliği için canını feda eden vatansever kardeşlerimizin yaşadığı kadim bir şehirdir. Bizim Diyarbakır’la, oranın yiğit insanlarıyla hiçbir sorunumuz yoktur; onlar canımız, kanımız, vatanımızın mihenk taşıdır.
Ancak, "terörsüz Türkiye" söylemleriyle süslenen karmaşık bir sürecin rüzgârıyla, adeta bir "devlet projesi" gibi Süper Lig’e taşındığına inandığımız Amed Spor’un ismi bile, başlı başına bir sorundur. Biz, isminde bölücülük barındıran, yeşil sahaları siyasi emellerine alet eden, birliğimizi hedef alan anlayışlara karşıyız. Amed ismi, bu ülkeyi bölmek isteyenlerin, Diyarbakır’ın Türk kimliğini unutturmaya çalışanların bir dayatmasıdır.
Teröre karşı tavizsiz, vatanın birliğine sevdalı Alperen duruşumuz, bu tür "mühendislik" projelerini kabul etmez. Hak edenin hakkının gasp edildiği, bağıra bağıra bir takımın Süper Lig’e taşındığı bu süreç, rezil bir süreçtir. Trabzonspor’un, isminde bölücülük yatan bu takımı tebrik etmemesi, tam da bu onurlu duruşun, milli bilincin ve Trabzon’un vakârının gereğidir. Bu dik duruş yüzünden kulübümüzün siyasi baskılara uğraması ise, bizim için sadece bir şeref madalyasıdır; çünkü biz biliyoruz ki, Trabzonspor sadece bir futbol takımı değil, bu vatanın birliğinin de garantörüdür.
Selam Olsun Erzurum’un Yiğit Dadaşlarına!
Biz, hak edenin, bu vatanın mihenk taşlarının yanındayız. Bu vesileyle, alnının akıyla, sahadaki bilek zoru ve yürek gücüyle, şampiyon olarak Süper Lig’e dönen Şanlı Dadaşları, Erzurumspor’u can-ı gönülden tebrik ediyorum. Vatan sevdasıyla bilenmiş, dürüst futboluyla Süper Lig’e renk ve şeref katacaklarına inancımız tamdır. Erzurum, milli mücadelenin kalesiydi; bugün de futbol sahasında liyakatın ve hakkın sesi olacaktır.
Adalet herkes için olduğunda, liyakat esas alındığında Türkiye kazanacaktır. Biz, liyakatı savunmaya, çetelere ve bölücülüğe karşı Trabzon’un ve Trabzonspor’un vakur duruşunu her platformda haykırmaya devam edeceğiz.
Dr. Adem ÖZKAN