Ben ve benim gibi birçok insan adına, öğretmenler adına sesleniyorum! Öyle bir darboğazdayız ki ne tarafa dönsek bir duvar. Anne ve babamız bizleri zorluklarla baş ederek, maddi ve manevi her açıdan çalışarak büyüttü, eğitti ve okuttu. Okudum, öğretmen oldum. Ama işsiz kaldım, birçok öğretmen gibi. "Olsun" dedik. Çünkü bir disipline sahiptik. "Bugün olmazsa yarın olur" dedik. Hiç olmazsa "Çocuklarımıza öğretmen oluruz" dedik, bütün maddi kaygıları bir kenara koyarak... Anne babamıza o mutluluğu yaşatma hayalini kenara koyarak... Emeklerimizin, dirsek çürüttüğümüz yılların ve ailelerimizin bizim için yaptığı fedakârlıkları kenara koyduk. Neden? Mecbur kaldık.
Tipimize, tesettürümüze, saçımıza, makyajımıza bakılarak; bakıp da ötekileştirilerek, dayımız yok diye elendiğimiz özel sistemle mücadele ederken, atama umudu bile olmayan reel sistemde kapılar yüzümüze kapandı. Peki ya çalışanlar, yani atanan öğretmenler? Tüm bu zorluklara rağmen gelecek bir neslin sorumluluğu altında ezilen, direnen öğretmenler! Onlara ne oluyor? Bugünlerde yaşananları gördükçe "Halime şükretmeli miyim?" diyorum. Öğretmenlerin değer vermeye, elmas gibi işlemeye çalıştıkları bir nesli; karşı tarafta yok etmeye ant içmiş bir kötülük var.
Tüm bunların karşısında, bu sistemde her türlü sapıklığı, pisliği, şiddeti özendiren; cinsiyetleri birbirine kullandıran, insanı (kadın-erkek) aşağılayan varlıklar türüyor. İnanılmaz bir şekilde suça özendirip milyarlar kazanıyorlar, üstüne üstlük bu insanları alkışlayan milyonlar da onlara para ve itibar kazandırıyor. Bu kadar itibarsız bir itibar olur mu?
Gelgelelim günün sonunda bunlara maruz kalan (yalnızca bunlar olmamakla birlikte) çocuklar ve gençler, ülkemizde bir katliamın failleri olarak yetişiyorlar. Sonunda yanan temiz ailelerin tertemiz çocukları oluyor. Belki geleceğin Bayraktar'ları yetişecekken, daha fidan iken katlediliyorlar. Onurlu milletimizin geleceği tehlikededir. Bu tehlike “İstikbâl Soykırımına”kalkışmadır.
O nedenle bu ülkede alkışı da itibarı da gerçek sahiplerine vermek gerek. Tüm görgüsüzlüğü ve vasatlığıyla eline mikrofon alıp tüm zararlı içerikleri barındıran klipler çekerek dans eden hadsizlerin sesi ve görüntüleri kapatılmalıdır. Özgürlük adına kendi sapkın hayal dünyalarını, hayatlarını dikte eden varlıklara feda edilecek çocuklarımız yok!
Vasatlığın ve görgüsüzlüğün ödüllendirildiği, emeğin ve ahlakın dışlandığı bir bilinçsizlik istemiyoruz. Milletimizin daha bilinçli olması (dinlediğiyle, izlediğiyle, oturup kalktığı çevre ile) gerekiyor. Öyle ki biz izlemezsek, dinlemezsek, yanlışa yanlış dersek bu vatanın geleceğinden kimseler çalamaz.
Filiz UYGUN HAJJAR