Trabzon’un Akyazı bölgesinde yapılması planlanan Uzunkum Yaşam Alanı projesi ve şehir hastanesi, kent gündeminde tartışma yaratmaya devam ediyor. Prof. Dr. Osman Bektaş, bölgenin jeolojik yapısına dikkat çekerek projenin ciddi riskler barındırdığını söyledi. Trabzon Mimarlar Odası da daha önce Uzunkum dolgusunun taşkın, drenaj ve kıyı güvenliği açısından tehlikeli olduğunu vurgulamıştı. Ancak Bektaş’a göre asıl kritik nokta, kıyıya bitişik yapılacak büyük dolguların, kuzeye bakan yamaçlardaki yerleşim alanlarının zemin ve heyelan dinamiğine olası etkileri. Trabzon’da kıyılar ve yamaç sistemi birbirinden bağımsız değil. Peki bu projeler neden bu kadar riskli? İşte uzman isimden çarpıcı açıklamalar.
Prof. Dr. Osman Bektaş: “Yeraltı Su Dolaşımı Değişecek”
Trabzon’un jeolojik yapısını yıllardır çalışan Prof. Dr. Osman Bektaş, Uzunkum dolgu alanlarının doğal yeraltı su dolaşımını değiştireceğini, drenajı yavaşlatacağını ve yeraltı su seviyesini yükselteceğini belirtiyor. Bu durum özellikle eski heyelan kütlelerinin bulunduğu yamaçlarda gözenek suyu basıncını artırarak geçmişte hareket etmiş zeminlerin yeniden aktive olmasına neden olabilir. Bektaş, “Trabzon kıyıları ile yamaç sistemi birbirinden bağımsız değildir. Kıyıya yapılacak müdahale, yamaçları da etkileyecektir” uyarısında bulunuyor.
MTA Haritaları Ne Diyor? “Aktif ve Eski Heyelan Sahaları”
MTA’nın 1995–1996 yıllarında hazırladığı Metropolitan Jeoloji ve Tehlike Haritaları’nda, Akyazı ve çevresindeki bölgelerin önemli bir kısmı “aktif ve eski heyelan sahaları” olarak tanımlanmış durumda. Bu resmi veriler, bölgede yapılacak büyük ölçekli dolgu projelerinin ne kadar riskli olduğunu gözler önüne seriyor. Uzmanlar, heyelan duyarlılığı yüksek bu alanlarda zemin etütleri yapılmadan inşaata başlanmasının felakete yol açabileceği konusunda hemfikir.
Bütüncül Değerlendirme Şart: Sadece Kıyı Mühendisliği Yetmez
Prof. Dr. Osman Bektaş ve Trabzon Mimarlar Odası’nın ortak görüşüne göre, Uzunkum ve benzeri kıyı dolguları yalnızca kıyı mühendisliği açısından değil; yamaç stabilitesi, hidrojeoloji, heyelan duyarlılığı ve uzun dönemli zemin hareketleri açısından da bütüncül şekilde değerlendirilmelidir. Yani projelerin çevresel etki değerlendirmesi raporları yeterli değil; bölgenin tamamını kapsayan bir jeoteknik ve hidrojeolojik model oluşturulmalı. Aksi halde hem şehir hastanesi hem de yaşam alanı, zamanla büyük bir tehlikeye dönüşebilir.
Trabzon’un Akyazı bölgesinde planlanan Uzunkum Yaşam Alanı ve şehir hastanesi projeleri, kentin geleceğini doğrudan etkileyecek nitelikte. Ancak Prof. Dr. Osman Bektaş ve Mimarlar Odası’nın uyarıları gösteriyor ki, bu projeler aceleye getirilirse bedeli ağır olabilir. Heyelan riski, zemin hareketleri ve hidrojeolojik tehlikeler göz ardı edilmemeli. Siz ne düşünüyorsunuz? Trabzon’da bu büyüklükte bir dolgu projesi güvenli mi? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.