Trabzon’da deprem tartışmaları yeniden gündeme geldi. KTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden emekli Prof. Dr. Osman Bektaş, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Yedisu Segmenti üzerinde oluşabilecek büyük bir depremin Doğu Karadeniz kıyılarında ciddi risk oluşturabileceğine dikkat çekti. Bektaş, Trabzon’un doğrudan fay hattı üzerinde bulunmamasının tek başına güvence olmadığını belirterek özellikle sahil dolguları, gevşek zeminler ve heyelana yatkın bölgelerin dikkatle izlenmesi gerektiğini söyledi. Açıklamada Trabzon’un yanı sıra Rize için de önemli uyarılar yer aldı. Uzman isim, geçmişte yaşanan büyük depremlerin uzak mesafelerde bile ağır sonuçlar doğurabildiğini hatırlatarak “uzak tehlike” kavramına vurgu yaptı.
“Trabzon Fayın Üstünde Değil Ama Risk Taşıyor”
KTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden emekli Prof. Dr. Osman Bektaş, Trabzon’un doğrudan Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunmamasına rağmen deprem açısından riskli bölgeler arasında değerlendirilebileceğini söyledi. Bektaş, özellikle Yedisu Segmenti üzerinde meydana gelebilecek M7,1–7,4 büyüklüğündeki bir depremin Trabzon’da ciddi etkiler oluşturabileceğini ifade etti.
Bektaş açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Trabzon, Kuzey Anadolu Fayına uzak olsa bile zemin yapısı, kıyı dolguları ve heyelana yatkın topoğrafyası nedeniyle uzak depremleri büyütebilen bir şehir durumunda.”
Uzman isim, özellikle sahil kesimlerindeki dolgu alanları ile eski heyelan bölgelerinin dikkatle incelenmesi gerektiğini belirtti. Akyazı ve Gülcemal gibi dolgu alanlarının yanı sıra Yomra ve Akçaabat çevresindeki yamaç yerleşimlerinin de olası büyük depremlerde ikincil afet riski taşıdığına dikkat çekildi.
“1939 Erzincan Depreminde Trabzon Etkilendi”
Prof. Dr. Osman Bektaş, Trabzon’un geçmişte de uzak merkezli büyük depremlerden etkilendiğini hatırlattı. 1939 Erzincan Depremi’nin Karadeniz Bölgesi’nde de hissedildiğini belirten Bektaş, şehirde o dönemde can ve mal kaybı yaşandığını söyledi.
Bektaş açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“1939’daki M7,9 Erzincan Depremi sırasında da Trabzon’da hasar ve can kaybı yaşandığı biliniyor. Bölge büyük uzak depremleri hissedebiliyor.”
Uzmanlara göre burada en önemli unsur, deprem dalgalarının zayıf zeminlerde büyümesi. Özellikle kıyı şeridindeki gevşek alüvyon zeminlerin ve yapay dolgu alanlarının deprem enerjisini farklı şekilde iletebildiği belirtiliyor. Bu durumun yüksek katlı yapılarda sarsıntının daha fazla hissedilmesine neden olabileceği ifade ediliyor.
“Asıl Tehlike Heyelan ve Zemin Hareketleri Olabilir”
Osman Bektaş, Doğu Karadeniz’de yalnızca deprem değil, deprem sonrası oluşabilecek ikincil afetlerin de büyük risk taşıdığına dikkat çekti. Özellikle Rize’nin topoğrafik yapısı nedeniyle daha kırılgan bir konumda olabileceğini belirten Bektaş, dik yamaçların ve eski heyelan sahalarının dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Bektaş şu ifadeleri kullandı:
“Yedisu’da oluşabilecek M7,1–7,4 büyüklüğündeki bir deprem, Doğu Karadeniz’de en büyük riski yalnızca sallantıyla değil; heyelan, kaya düşmesi ve zemin hareketleriyle oluşturabilir.”
Trabzon’da sahil dolgularının ön plana çıktığını söyleyen Bektaş, Rize’de ise heyelan riskinin daha yüksek olabileceğini belirtti. Açıklamada “Büyük deprem bazen en çok fayın üstünü değil, zayıf zemini etkiler” ifadesi dikkat çekti.
Avcılar Örneğiyle “Uzak Alan Etkisi” Uyarısı
Bektaş, 1999 İzmit Depremi’nde İstanbul Avcılar’da yaşanan ağır hasarı örnek göstererek “uzak alan etkisi” ve “zemin büyütmesi” kavramlarına dikkat çekti. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“1999 İzmit depremi M7.4, 100 km uzaktaki Avcılar’ı uzak alan etkisi ve zemin büyütmesi ile yıktı. KAF Yedisu segmentinde beklenen M7.1-7.4 depremi de yaklaşık 140 km uzaktaki Trabzon-Rize sahilini ve dolgu alanlarını benzer sismik mekanizmayla doğrudan tehdit ediyor.”
Uzman değerlendirmesine göre ana kayada sönümlenen deprem dalgaları, gevşek zeminlere ulaştığında hız kaybederek büyüyebiliyor. Özellikle uzun periyotlu yüzey dalgalarının yüksek katlı yapılarla rezonansa girme ihtimali nedeniyle kıyı bölgelerinde riskin artabileceği ifade ediliyor.