Trabzon Haber

Mimarlar Odası'ndan Uzunkum İçin Korkutan Uyarı: Trabzon'da Taşkın Kapıda!

TMMOB Mimarlar Odası Trabzon Şubesi, Uzunkum Yaşam Alanı Projesi için zehir zemberek bir açıklama yaptı.

Abone Ol

Trabzon’un sahil şeridinde yükselen ve kentin yeni çekim merkezi olması hedeflenen Uzunkum Yaşam Alanı Projesi, teknik tartışmaların ve ciddi uyarıların odağına yerleşti. TMMOB Mimarlar Odası Trabzon Şubesi tarafından yapılan kapsamlı inceleme, projenin mevcut haliyle bir "yaşam alanı" olmaktan ziyade, olası afetlere davetiye çıkaran bir "risk alanı" haline dönüşebileceğini ortaya koydu. TOKİ tarafından ihalesi gerçekleştirilen ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda yürütülen 404 bin metrekarelik devasa dolgu alanındaki çalışmalar sürerken, uzmanların sunduğu rapor kentin geleceği adına hayati soruları da beraberinde getirdi.

Taşkın Riski Büyüyor: "Doğal Drenaj İmkânsızlaştırılıyor"

Mimarlar Odası’nın raporunda en dikkat çekici başlık, kentin geçmişteki acı tecrübelerini anımsatan sel ve taşkın uyarısı oldu. Proje alanının yüksek taşkın riski taşıyan bir bantta yer aldığını vurgulayan oda yetkilileri, şu çarpıcı ifadeleri kullandı:

“Geçmiş yıllarda uygulanan kıyı dolguları, bölgenin doğal drenaj yapısını halihazırda bozmuş ve deniz-kara ilişkisini yapay müdahalelerle kırılgan hale getirmiştir. Yağmur sularının denize ulaşım mesafesinin uzaması, özellikle yoğun yağışlarda ‘geri tepmeli taşkın’ riskini ciddi boyuta taşımaktadır. Afet güvenliği, hiçbir ticari kaygıya feda edilmeyecek kadar hayati bir öneme sahiptir.”

DSİ kriterleriyle uyuşmayan kapalı kanal sistemlerinin ani debi artışlarında yetersiz kalacağı ve tıkanma riskiyle felakete yol açabileceği belirtiliyor.

Uzunkum Kentle Bütünleşmiyor: Deniz Var, Temas Yok!

Projenin bir diğer eleştiri noktası ise Trabzon halkının denizle kuracağı fiziksel bağın kopukluğu oldu. Kıyı hattının sert tahkimat ve kaya dolgularıyla (anroşman) örüldüğünü belirten Mimarlar Odası, projenin sadece "denizi izleyen" ama "denize dokunamayan" bir yapıya büründüğünü savundu:

“Kıyı kullanımının ağırlıklı olarak sert tahkimat uygulamaları üzerinden şekillendiği görülmektedir. Bu yaklaşım, halkın denizle doğrudan fiziksel temas kurabileceği alanları sınırlandırmaktadır. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler açısından erişilebilir kıyı kullanımı yetersizdir. Kıyı planlaması yalnızca denizi izleyen değil, denize erişilebilen kamusal alanlar üretmelidir.”

Ayrıca, kentin ana arterleri ile deniz arasında oluşan yaklaşık 450 metrelik devasa dolgu mesafesinin, yaya erişimini imkansız kıldığı ve mevcut alt geçitler dışında yeni bir çözüm üretilmediği vurgulandı.

750 Araçlık Otopark Düğümü: "Tek Giriş Trafiği Felç Edecek"

Haberin teknik detaylarında, projenin ulaşım kurgusuna yönelik sert eleştiriler de yer alıyor. 750 araçlık otoparkın bölgeye getireceği trafik yükünün iyi hesaplanmadığına değinen oda, acil durum senaryolarına dikkat çekti:

“Kapasiteye erişimin büyük ölçüde tek bir noktadan sağlanması; hafta sonları ve etkinlik dönemlerinde ciddi trafik kuyruklarına davetiye çıkarmaktadır. Daha da kritiği; tek erişim noktasına dayalı bu çözüm, acil durumlarda ambulans ve itfaiye erişimi ile tahliye süreçleri önünde büyük bir engel teşkil edecektir. Mevcut otopark kararlarının bilimsel veriler ışığında yeniden değerlendirilmesi zorunludur.”

Raporda ayrıca, ticari birimlerin adeta bir "duvar" gibi dizildiği, meydan, açık hava müzesi ve konser alanı gibi kentsel ihtiyaçların projede yer almadığı belirtilerek; Uzunkum'un Ganita projesindeki başarıyı yakalamaktan uzak olduğu ifade edildi.