Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencileri, yaşamını yitiren İlayda Zorlu için Trabzon’da yürüyüş düzenledi. Kahramanmaraş Caddesi’nden Meydan Parkı’na uzanan yürüyüşün ardından yapılan açıklamada, olayın yalnızca bireysel bir ölüm olarak görülmemesi gerektiği savunuldu. Öğrenci Kolektifleri adına yapılan basın açıklaması, içerdiği sert ifadeler ve kapsamlı iddialarla dikkat çekti. Açıklamada, İlayda Zorlu’nun yaşamı, maruz kaldığı öne sürülen süreçler ve ölümüne ilişkin değerlendirmeler uzun uzun aktarılırken, olayın politik ve sistematik bir boyutu olduğu iddia edildi.

İlayda Zorlu İçin Yapılan Açıklama: “Elim Hadise Değil”

Yürüyüşün ardından yapılan açıklamada, İlayda Zorlu’nun ölümünün sıradan bir olay gibi gösterilmesine tepki gösterildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“İlayda Zorlu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisiydi. Arkadaşımız, dostumuz, canımızdı İlayda. İlayda 17 Nisan’da yaşamını yitirdi. İlayda’nın ölümü KTÜ’nün 3 gün sonra öğrencisini anıp sadece ‘elim bir hadise’ diyip geçilecek bir olay değildir.”

Açıklamada, olayın resmi tanımlamalarla sınırlandırılamayacağı vurgulanarak şu sözlere yer verildi:

Çaykaralılar İlk Yardım Eğitiminde Buluştu
Çaykaralılar İlk Yardım Eğitiminde Buluştu
İçeriği Görüntüle

“Arkadaşımız İlayda'nın ölümü intihar olarak geçse de, bu bizzat devlet politikalarınca sistematik olarak bir üniversiteli kadının hayattan koparılmasıdır. Bu münferit bir olay olarak geçiştirilemez. Bu ölüm, sistematik bir baskı düzeninin doğrudan sonucudur.”

“Bu Bir İntihar Değil, Politik Bir Cinayet” İddiası

Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise ölümün niteliğine ilişkin yapılan sert değerlendirme oldu. Öğrenciler şu ifadeleri kullandı:

“Bu bir kaza değildir, bu bir intihar değildir. Bu, politik bir cinayettir.”

Açıklamada ayrıca İlayda’nın ailesi üzerinden yaşandığı öne sürülen süreçlere de değinildi:

“Arkadaşımızın ailesi, polis tarafından kadın mücadelesi içerisinde bulunduğu ve eylemlere katıldığı gerekçe gösterilerek aranmıştır. Ama bu arama sadece bunlardan ibaret değildir; türlü provokasyon ve iftiralarla maruz kalmıştır. Aile evi içerisinde bulunduğu süreç boyunca şiddet, tehdit ve baskıya maruz kalmıştır.”

İlayda’nın ölümünden önce yaşadığı iddia edilen sürece ilişkin ise şu sözler paylaşıldı:

“İlayda’nın ölümünden saatler önce arkadaşlarını arayarak, ailesinin polis tarafından aranması sonucu ev içinde ciddi bir baskı ve şiddet riski altında olduğunu söylemesi, bu kuşatmanın ne kadar somut olduğunu ortaya koymaktadır.”

Üniversite Yönetimine ve Politikalara Tepki

Açıklamada yalnızca olay değil, üniversite ve genel politikalar da hedef alındı. Öğrenciler şu ifadelerle tepki gösterdi:

“Kadın hakları için üniversitelerde çağrı yapmak, 8 Mart’a katılmak, üniversite yoksulluğu son bulsun demek suç değildir! Bugün polise bilgilerimizi veren KTÜ rektörlüğü suçludur.”

Ayrıca baskı ve soruşturmalara ilişkin şu ifadeler dikkat çekti:

“Bugün bizlere de bu üniversitede bu yüzden soruşturmalar açıldı. Baskılarla, yıldırma politikalarıyla bizi sindiremeyeceksiniz.”

Muhabir: Erhan Cebeci