Trabzon’un Ortahisar ilçesi açıklarında meydana gelen 3.8 büyüklüğündeki deprem, bölgede kısa süreli paniğe yol açarken, uzmanlardan gelen açıklamalar sarsıntının kendisinden çok verdiği mesajın önemli olduğunu ortaya koydu. Özellikle Karadeniz kıyı şeridi için sıkça dile getirilen “güvenli şehir” algısının artık geçerliliğini yitirdiğine dikkat çekiliyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Osman Bektaş, depremin ardından yaptığı değerlendirmede Karadeniz Fayı’nın aktifliğine ve Trabzon-Rize hattındaki zemin risklerine vurgu yaptı. Uzmanlara göre bu tür küçük ölçekli depremler, büyük risklerin habercisi niteliği taşıyor.
Karadeniz Fayı Canlı ve Aktif
KTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Osman Bektaş, Trabzon açıklarında meydana gelen depremin Karadeniz Fayı’nın aktif olduğunu net biçimde gösterdiğini söyledi. Bektaş, “Trabzon açıklarındaki bu sarsıntı, Karadeniz Fayı’nın diri ve enerji üreten bir yapı olduğunu ortaya koyuyor” dedi. Uzmanlara göre Karadeniz’de deprem üretmeyen bir fay algısı bilimsel verilerle örtüşmüyor. Özellikle kıyıya yakın fay hatları, düşük büyüklükte ancak sık aralıklarla depremler üretebiliyor. Bu durum, bölgedeki yapılaşma ve zemin özellikleri nedeniyle riskin daha da artmasına neden oluyor.
‘Güvenli Şehir’ Algısı Geride Kaldı
Prof. Dr. Bektaş, Karadeniz kentleri için yıllardır dile getirilen “deprem riski düşük” söyleminin artık sorgulanması gerektiğini ifade etti. “Bu deprem bize ‘güvenli şehir’ yanılgısının sona erdiğini gösteriyor” diyen Bektaş, özellikle Trabzon-Rize hattında plansız yapılaşmanın riskleri büyüttüğünü vurguladı. Küçük ölçekli depremlerin ciddiye alınmamasının, olası daha büyük sarsıntılar karşısında hazırlıksız yakalanma ihtimalini artırdığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, deprem riskinin yalnızca büyüklükle değil, yapı kalitesi ve zemin özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Dolgu Zeminler ve Heyelanlı Alanlar En Büyük Tehdit
Açıklamalarda Trabzon’un en kırılgan noktalarından biri olarak dolgu zeminler ve heyelanlı yerleşim alanları öne çıktı. Prof. Dr. Bektaş, “Dolgu alanlar, zayıf zemin yapısı ve yoğun yapılaşma nedeniyle deprem etkisini büyütüyor” ifadelerini kullandı. Özellikle sahil kesimlerinde yapılan dolgu çalışmaları ve eğimli araziler üzerindeki yerleşimler, deprem anında ciddi hasar riski taşıyor. Mevcut yapı stokunun önemli bir bölümünün eski ve mühendislik hizmeti almamış olması da riski artıran unsurlar arasında gösteriliyor.
Yapı Stoğu Neden Yeniden Ele Alınmalı?
Uzmanlara göre Trabzon’da depreme dayanıklılık yalnızca yeni yapılar için değil, mevcut binalar için de ele alınmalı. Küçük depremler, yapıların gerçek dayanıklılığını test eden doğal uyarılar olarak görülüyor. Bu nedenle kentsel dönüşüm, zemin etütleri ve yapı denetim süreçlerinin hızlandırılması gerektiği ifade ediliyor. Özellikle Ortahisar ve çevresindeki yoğun nüfuslu alanlarda risk analizlerinin güncellenmesi, olası can ve mal kayıplarını azaltmada kritik rol oynuyor.





