Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden emekli Prof. Dr. Osman Bektaş, Trabzon Akyazı dolgu alanına ilişkin dikkat çeken bilimsel değerlendirmelerde bulundu. Akyazı sırtlarından denize doğru uzanan basamaklı yapı, deniz tabanındaki gaz çıkışları ve kıyı boyunca izlenen hafif sismik hareketlerle birlikte ele alındığında, bölgenin jeolojik olarak aktif bir karakter sergilediği vurgulandı. 2026 yılında meydana gelen Mw 3.8 büyüklüğündeki Trabzon depremi sonrası dolgu alanında tespit edilen 7 milimetrelik çökme ise, küçük görünmesine rağmen önemli bir uyarı niteliği taşıyor.

Akyazı Dolgu Alanında Zemin Ne Söylüyor?

Akyazı sırtlarından denize kadar uzanan bölgede basamaklı bir jeomorfolojik yapı bulunduğuna dikkat çeken Bektaş, deniz tabanında yaklaşık 35 metre derinlikte gözlenen gaz çıkışlarının ve sahil boyunca kaydedilen hafif sismik hareketlerin tesadüf olmadığını ifade etti. Bu veriler, yer kabuğunun bu noktada oldukça hareketli olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu tür işaretler, dolgu alanlarının uzun vadeli davranışını anlamak açısından kritik öneme sahip.

Trabzon’un Nüfusu Arttı, Yomra Zirveye Yerleşti!
Trabzon’un Nüfusu Arttı, Yomra Zirveye Yerleşti!
İçeriği Görüntüle

Deprem Sonrası 7 mm’lik Çökme Neyi Gösteriyor?

2026’daki Mw 3.8 büyüklüğündeki Trabzon depremi sonrasında, Akyazı dolgu alanında 7 milimetrelik bir düşey hareket ölçüldü. Prof. Dr. Osman Bektaş, bu değerin normal koşullarda yaklaşık bir yıla yayılan bir hareketi temsil ettiğini, ancak kısa sürede gerçekleşmesinin ciddi bir ikaz olduğunu söyledi. Bektaş’a göre bu durum, zeminin deprem yüklerine karşı verdiği ani tepkiyi ve potansiyel riskleri gözler önüne seriyor.

Kazıklara Rağmen Süren Hareket Ne Anlama Geliyor?

Akyazı Stadı ve Şehir Hastanesi altında yaklaşık 4 bin 500 kazık bulunmasına rağmen düşey hareketin devam etmesi, bilim insanlarını farklı senaryolar üzerinde düşünmeye sevk ediyor. Bektaş, bu durumun zeminin “listrik normal fay” yapısı ya da büyük ölçekli bir heyelan hattı üzerinde kuzeye, yani denize doğru sinsi bir kayma sergiliyor olabileceğine işaret edebileceğini belirtti. Bu tür kaymalar, anlık bir felaket yerine uzun vadeli bir risk olarak değerlendiriliyor.

Bilimsel Uyarı: İzleme ve Güçlendirme Şart

Prof. Dr. Osman Bektaş, yaptığı değerlendirmelerin bir felaket senaryosu olmadığının altını çizerek, “Bu veriler bilimin ışığında birer ikazdır” dedi. Bölgedeki yapısal izlemelerin, sensör ve ölçüm sistemlerinin en üst seviyeye çıkarılması gerektiğini vurgulayan Bektaş, zemin hareketine uygun güçlendirme stratejilerinin güncellenmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.

Muhabir: Erhan Cebeci