Trabzon ile Gümüşhane sınırında yer alan ve bölgenin can damarı olan Karadere Vadisi, son günlerde büyük bir çevre kriziyle çalkalanıyor. Limak Holding bünyesindeki Altınordu firmasının bölgede başlattığı derin sondaj çalışmaları, yerel halkı ve çevre savunucularını ayağa kaldırdı. Gerekli izinler alınmadan, ÇED raporu dahi çıkmadan vurulan her kazma, Araklı ilçesinin içme suyu kaynaklarını kurutma ve kirletme riski taşıyor. Karadere Vadisi Yaylaları ve Yaban Hayatı Koruma Derneği Başkanı Şener Şengün’ün yaptığı çarpıcı açıklamalar, vadideki tehlikenin boyutunu gözler önüne sererken yetkilileri acil göreve çağırıyor.
ÇED Raporu ve İzinler Olmadan Derin Sondaj Başlatıldı
Karadere Vadisi sondaj çalışmaları kapsamında Gümüşhane’nin Gezge, Salmankaş ve Örenler bölgelerinde 300-400 metre derinlikte karotlu işlemler yapıldığı iddia ediliyor. Dernek Başkanı Şener Şengün, Gümüşhane Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile yaptıkları resmi yazışmalarda acı gerçeğin ortaya çıktığını belirtti. Şengün, projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin henüz tamamlanmadığını, Mera Komisyonu kararı ile Orman Bölge Müdürlüğü izinlerinin bulunmadığını vurguladı. Yasal dayanağı olmadan sadece MAPEG ihale ruhsatına güvenilerek yapılan bu çalışmalar, bölge halkı tarafından tamamen hukuk dışı olarak nitelendiriliyor.
Araklı İçme Suyu Kaynakları Büyük Tehdit Altında
Vadi boyunca uzanan su kaynakları, başta Trabzon’un Araklı ilçesi olmak üzere çevre köylerin ve yaylaların en büyük yaşam kaynağı konumunda. Denetimsiz maden arama ve sondaj faaliyetlerinin yer altı sularına zarar vermesinden endişe ediliyor. Kontrolsüz taş ocaklarının zaten bölgeye zarar verdiğini ifade eden çevre savunucuları, yeni sondajların suları tamamen kurutabileceğini ya da ağır metallerle kirletebileceğini söylüyor. Hayati önem taşıyan içme suyu şebekelerinin zarar görmesi durumunda binlerce vatandaşın susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı ve geri dönüşü olmayan bir ekolojik felaketin yaşanacağı belirtiliyor.
Endemik Türler ve Doğal Yaşam Alanları Yok Oluyor
Karadere Vadisi, sadece su kaynaklarıyla değil, barındırdığı zengin biyoçeşitlilik ve endemik bitki türleriyle de koruma altında olması gereken özel bir ekosisteme sahip. Bölgede hayvancılıkla geçinen yerel halkın koyun ve inek sürüleri bu meralardan besleniyor. Hukuksuz şekilde yürütülen iş machinesi ve sondaj kuleleri, yaban hayatını derinden sarsarken bu eşsiz doğayı adeta kurban ediyor. Şener Şengün, Gümüşhane Valiliği başta olmak üzere tüm ilgili kurumların bu doğa katliamına dur demesi gerektiğini ve endemik yapının korunması için hukuki mücadelenin sonuna kadar sürdürüleceğini ifade etti.
Karadere Vadisi Sondaj Krizine Dair Bilinmesi Gereken Önemli Detaylar
Bölgede yaşanan krizin hukuki ve çevresel boyutlarını netleştirmek adına öne çıkan resmi eksiklikleri şu şekilde özetlemek mümkündür. Faaliyet gösteren Altınordu firmasının elinde yalnızca MAPEG ihale ruhsatı bulunurken, Gümüşhane Valiliği ve Çevre İl Müdürlüğü'nden onaylı bir ÇED raporu mevcut değildir. Ayrıca hayvancılığı doğrudan etkileyen Mera Komisyonu kararı alınmamış ve Orman Bölge Müdürlüğü’nden gerekli arazi kullanım izinleri tedarik edilmemiştir. Sondaj çalışmalarının yapıldığı derinliğin 300 ile 400 metre arasında değişmesi, Gezge, Salmankaş, Örenler ve Araklı bölgelerindeki su damarlarını doğrudan tehdit etmektedir.
Doğal güzellikleri ve hayati su kaynaklarıyla bölgenin akciğeri olan Karadere Vadisi’nin geleceği, şu an alınacak hukuki kararlara ve yetkililerin adım atmasına bağlı. Çevre dernekleri ve vatandaşlar toprağını korumak için tek yürek olmuş durumda. Peki, siz bu hukuksuz sondaj iddiaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Doğamızın korunması için sizce neler yapılmalı? Düşüncelerinizi aşağıdaki yorum kısmında bizimle paylaşmayı ve haberimizi sosyal medyada yayarak sesimizi duyurmayı unutmayın!





