Trabzon'da Eğitim Sen Şube Başkanı Muhammet İkinci, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasının çocukları ucuz işgücü haline getirdiğini belirterek sert bir basın açıklaması yaptı. "MESEM Gerçeği: Sınırsız Çocuk Emeği Sömürüsü ve İş Cinayetlerine Davetiye" başlıklı açıklamada, modelin "istihdam garantili eğitim" olarak sunulmasına rağmen çocukların eğitim hakkından koparıldığı vurgulandı. En az 16 çocuğun MESEM kapsamında çalışırken iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği belirtilen açıklamada, bu ölümlerin "kaza" değil, denetimsiz ve güvencesiz çalışma koşullarının sonucu olduğu ifade edildi. Özellikle Akçaabat ilçesinde kurumsal olmayan işyerlerinde çocukların haftanın 5 günü fiilen tam zamanlı çalıştığı, resmi tatil, bayram ve yıllık izin haklarının gasp edildiği öne sürüldü. Yoksul ailelerin ekonomik kriz nedeniyle çocuklarını bu sisteme mecbur bıraktığına dikkat çekilen açıklamada, MESEM'in sınıfsal eşitsizlikleri derinleştirdiği kaydedildi. Devlet katkı paylarının bazı alanlarda ödenmemesi ve denetim eksiklikleri de eleştirildi. Eğitim Sen, mevcut modelin durdurulmasını ve mesleki eğitimin okul merkezli yeniden yapılandırılmasını talep etti. Trabzon kamuoyunda yankı uyandıran bu açıklama, çocuk işçiliği ve eğitim hakkı tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Yetkililerin acil adım atması gerektiği vurgulanıyor.
Haftada 1 Gün Okul, 4-5 Gün İş: Gerçek Eğitim mi?
MESEM öğrencileri haftada yalnızca 1 gün okulda kalırken, kalan günlerde işyerlerinde çalışıyor. Ancak Trabzon'da özellikle Akçaabat'ta bu süre fiilen 5 güne çıkıyor. Çocuklar uzun saatler ağır işlerde istihdam ediliyor, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri yetersiz kalıyor. Fazla mesai dayatmaları ve yıllık izin engelleri yaygın. Bu durum, eğitimi kâğıt üzerinde bırakıp çocukları tam zamanlı işçi konumuna getiriyor. Pedagojik gelişim ikinci planda kalırken, üretim baskısı ön plana çıkıyor. Eğitim Sen, bu yapının çocuk emeğini kurumsallaştırdığını savunuyor.
Yoksulluk ve Zorunlu Tercih: Çocuklar Piyasaya Feda Ediliyor
Ekonomik kriz derinleştikçe yoksul aileler çocuklarını MESEM'e yönlendiriyor. "Meslek edinme" vaadiyle sunulan model, aslında sınıfsal eşitsizlikleri yeniden üretiyor. Aileler geçim derdiyle çocuklarını çalıştırmak zorunda kalıyor. Bu zorunlu tercih, çocukların eğitim ve gelişim hakkını elinden alıyor. Trabzon'da da benzer tablo yaşanıyor; yoksul halk çocukları en çok etkilenen kesim oluyor. Eğitim Sen, kamusal sosyal desteklerle çocukların örgün eğitimde kalmasının teşvik edilmesi gerektiğini belirtiyor.
İş Cinayetleri ve Denetim Eksikliği: 16 Çocuk Hayatını Kaybetti
MESEM kapsamında en az 16 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bu ölümler, denetimsiz işyerleri, yetersiz güvenlik önlemleri ve üretim odaklı yaklaşımdan kaynaklanıyor. Güzellik, muhasebe, konaklama gibi alanlarda devlet katkı payı bile ödenmiyor. İşyerleri üzerindeki denetimler zayıf kalıyor. Eğitim Sen, bağımsız ve düzenli denetimlerin yapılmasını, ölümler için şeffaf soruşturmalar yürütülmesini istiyor. Sistem, çocukların güvenliğini hiçe sayarak sürdürülemez hale geldi.
Trabzon'da Eğitim Sen'in bu güçlü çıkışı, MESEM tartışmalarını yerel gündeme taşıdı. Çocukların geleceği riske atılmamalı, eğitim hakkı korunmalı. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda paylaşın, haberi çevrenizle paylaşmayı unutmayın!





