Yürüyüşün ardından Meydan Parkı’nda toplanan kalabalığa seslenen Emek ve Demokrasi Platformu sözcüsü Muhammet İkinci, kararın Trabzon halkının iradesi yok sayılarak alındığını vurguladı. Sert bir dille yetkililere seslenen İkinci, şu ifadeleri kullandı:
"Bugün burada sadece iki hastaneyi savunmak için değil, sağlık hakkımızı, kentimizin hafızasını ve halkın ortak değerlerini savunmak için toplandık. Bir kez daha halkın ortak varlıklarına el uzatılıyor! Bir kez daha kamu kaynakları sermayeye devredilmek isteniyor! Bir kez daha halkın vergileriyle kurulmuş kurumlar satışa çıkarılıyor! 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete kararıyla Türkiye genelinde 126 sağlık kuruluşu satış kapsamına alınmıştır. Bu listede Trabzon’un sağlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Yavuz Selim Kemik Hastalıkları Hastanesi ile Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi de bulunmaktadır. Soruyoruz: Bu hastaneleri satmaya kim karar verdi? Trabzon halkına sordunuz mu? Bu kentin insanlarının görüşünü aldınız mı? Halkın vergileriyle yapılmış kurumları satmak için halktan izin aldınız mı? Hayır! Çünkü onların gözünde her şey alınıp satılacak bir maldır. Ama bizim için öyle değildir! Hastaneler mal değildir! Hastaneler rant alanı değildir! Hastaneler ticarethane değildir! Biz bu ülkenin marabası değil, sahibiyiz, halkız biz! Hastaneler halkındır! Sağlık haktır, satılamaz!"
"Randevu Bulunamıyor, Sağlık Emekçileri Tükeniyor"
Yıllardır uygulanan sağlık politikalarının hem vatandaşı hem de sağlık çalışanlarını mağdur ettiğini belirten platform sözcüsü, mevcut sistemin tıkandığını iddia etti. Sağlıkta dönüşüm programının getirdiği yükü eleştiren konuşmada, sistemin ticari bir işletme mantığıyla yürütülemeyeceği şu sözlerle aktarıldı:
"Yıllardır 'sağlıkta dönüşüm' adı altında sağlık hizmetlerini piyasaya açtılar. Hastaneleri işletmeye, hastaları müşteriye, sağlık emekçilerini performans baskısı altında çalışan işçilere dönüştürdüler. Bugün gelinen noktada ne yurttaş memnundur ne de sağlık çalışanı. Randevu bulunamıyor. Katkı payları artıyor. Sağlık emekçileri tükeniyor. Ama bütün bunlara rağmen çözüm üretmek yerine şimdi de hastaneleri satışa çıkarıyorlar. Siyasi iktidar 23 yılda 63 milyar dolarlık özelleştirme gerçekleştirdi. Önce halkımızın dişinden tırnağından artırarak kurduğu fabrikaları sattılar! Yetmedi limanları sattılar! Yetmedi madenleri, dereleri, yaylaları, ormanları sermayeye açtılar! Şimdi de gözlerini hastanelere diktiler!"
"Laboratuvar ve Bakım Hizmetleri de Tehlikede"
Hastanelerin satılmasının sadece binaların el değiştirmesi anlamına gelmediğini, arkasından büyük bir hizmet özelleştirmesi fırtınası getireceğini savunan eylemciler, sağlık meslek örgütlerinin uyarılarına dikkat çekti. Gelecekte hastaların ceplerinden yapacağı harcamaların katlanarak artacağı uyarısında bulunulan açıklamada, kamu kaynaklarının korunması gerektiği belirtilerek şu çağrı yapıldı:
"Buradan açıkça ilan ediyoruz: Bu hastaneler yalnızca binalardan ibaret değildir. Bu hastaneler binlerce insanın anısıdır. Bu hastaneler Trabzon’un hafızasıdır. Bu hastaneler halkın ortak emeğinin ürünüdür. Ve halkın olan halkta kalacaktır! Sağlık temel bir insan hakkıdır. Parası olanın değil, herkesin hakkıdır. Devletin görevi sağlık hizmetini piyasaya devretmek değil, herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ve nitelikli sağlık hizmeti sunmaktır. Bugün hastaneleri satışa çıkaranlar, yarın sağlık hizmetlerini de tamamen piyasanın insafına bırakmak isteyecektir. Sağlık meslek örgütleri sağlık tesislerinin satışa çıkarılmasının ardından devlet hastanelerinde laboratuvar, görüntüleme, bakım-onarım ve bazı yüksek maliyetli sağlık hizmetlerinin dışarıdan satın alınmasının önünü açabileceği belirtilen düzenleme tehlikesi ile karşı karşıya olduğumuzu belirtiyor. Bu düzenleme yasalaşırsa hastaların cebinden yaptığı harcamalar daha da artacak, kamu kaynakları ise özel şirketlere aktarılacak. Buna izin vermeyeceğiz! Sağlığımızı sermayeye teslim etmeyeceğiz! Kentimizin değerlerine sahip çıkacağız! Hastanelerimize sahip çıkacağız! Sağlık hakkımıza sahip çıkacağız! Buradan Trabzon halkına çağrıda bulunuyoruz: Hastanelerimize sahip çıkalım! Kamusal sağlık hakkımıza sahip çıkalım! Bu satış politikalarına hep birlikte dur diyelim! Çünkü biliyoruz ki; Kurtuluş yok tek başına, Ya hep beraber ya hiçbirimiz! Yaşasın kamusal sağlık hakkı! Yaşasın halkın sağlık hakkı mücadelesi! Hastaneler halkındır, satılamaz! Sağlık haktır, satılamaz!"




