Yeni Parti Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’de sivil deniz taşımacılığı üzerindeki etkisini TBMM gündemine taşıdı. Suiçmez, Türk bayraklı ve Türk sahipli gemilerin son dönemde farklı noktalarda saldırılara maruz kalmasının yanı sıra Türkiye’nin Karadeniz kıyılarına ulaşan İHA ve insansız deniz aracı vakalarının da güvenlik açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Suiçmez, son bir yılda dört ayrı gemi saldırısına dikkat çekerek yaşananların artık münferit olaylar şeklinde değerlendirilemeyeceğini savundu.
Suiçmez’in önergesinde özellikle Türk denizcilerin can güvenliği, ticari gemilerin seyrüsefer güvenliği, Türkiye’nin Karadeniz’deki ekonomik faaliyetleri ve kıyı illerinin olası tehditlere karşı hazırlığı ele alındı.
Son bir yılda dört ayrı saldırı gündeme getirildi
Suiçmez, soru önergesinde Dışişleri Bakanlığı tarafından son bir yıl içerisinde kamuoyuna açıklanan dört ayrı saldırıyı hatırlattı.
İlk olay 26 Mart 2026’da yaşandı. Türkiye’nin Karadeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgesi içerisinde Sierra Leone bayraklı ve Türk işletmeli ALTURA isimli tankere saldırı düzenlendi. Gemide 27 Türk mürettebatın bulunduğu belirtildi. Bu olay, savaşın tarafları arasında devam eden çatışmaların Türkiye’nin deniz yetki alanları ve ticari taşımacılık açısından oluşturduğu riskin dikkat çekici örneklerinden biri olarak önergeye yansıdı.
22 Haziran 2026’da ise Ukrayna’nın Chornomorsk Limanı açıklarında Türk sahipli ve Panama bayraklı bir kuru yük gemisi İHA saldırısına uğradı. Saldırı sonucunda iki Türk vatandaşının yaralandığı kaydedildi.
Suiçmez’in sıraladığı üçüncü olay ise Trabzon açısından doğrudan önem taşıyor.
Trabzon’a kömür taşıyan Türk gemisi saldırıya uğradı
22 Temmuz 2026’da Rusya’dan Trabzon’a kömür taşıyan Türk bayraklı MV Reyhan Sarı isimli kuru yük gemisi İHA saldırısına maruz kaldı.
Saldırının ardından geminin makine dairesinde görev yapan bir Türk personel hayatını kaybetti, üç personel ise yaralandı. Böylece Karadeniz’deki savaş kaynaklı riskin yalnızca uzak bölgelerde seyreden gemiler açısından değil, Trabzon’a ticari yük taşıyan gemiler bakımından da somut bir güvenlik sorununa dönüştüğü görüldü.
Suiçmez’in önergesinde bu olayın özellikle gündeme getirilmesi, Trabzon’un Karadeniz ticaretindeki konumu açısından da dikkat çekti. Kentin liman bağlantıları ve Karadeniz üzerinden gerçekleştirilen ticari deniz taşımacılığı dikkate alındığında, bölgedeki güvenlik gelişmelerinin Trabzon’u doğrudan ilgilendirdiği vurgulandı.
Yaşar ve Nadezhda gemileri de saldırıya uğradı
Suiçmez’in soru önergesinde yer verdiği dördüncü gelişme ise 3 Ağustos 2026’da yaşandı.
Novorossiysk Limanı’ndan ayrılan Türk sahipli Yaşar ve Nadezhda isimli iki sivil geminin İHA saldırısına uğradığı belirtildi. Saldırılarda aralarında Türk vatandaşlarının da bulunduğu personelin yaralandığı kaydedildi.
Dışişleri Bakanlığı’nın da saldırıların ardından Karadeniz’de sivil seyrüsefer güvenliğinin sağlanmasına yönelik tedbirlerin önemine dikkat çektiği aktarıldı. Böylece kısa zaman aralıkları içerisinde meydana gelen olaylar, Türk deniz taşımacılığının savaşın oluşturduğu risklerden giderek daha fazla etkilenebileceği yönündeki endişeleri artırdı.
Tehdit sadece gemilerle sınırlı değil
Suiçmez’in önergesinde dikkat çeken başlıklardan biri de Türkiye kıyılarına kadar ulaşan İHA ve insansız deniz aracı vakaları oldu.
Önergede 10 Şubat 2026’da Ordu’nun Ünye ilçesi sahilinde Rusya’ya ait olduğu değerlendirilen bir İHA’nın bulunduğu hatırlatıldı. 1 Temmuz 2026’da ise Trabzon’un Vakfıkebir ilçesinde yerleşim alanına yakın bir noktaya, patlayıcı taşıdığı ve Ukrayna menşeli olabileceği değerlendirilen bir İHA’nın düştüğü belirtildi.
Bu gelişmelerin yanı sıra 30 Eylül 2025’te Trabzon’un Çarşıbaşı ilçesi Yoroz Limanı açıklarında balıkçılar tarafından bir insansız deniz aracının bulunması da önerge kapsamında hatırlatıldı. Olayın ardından limanın güvenlik gerekçesiyle geçici olarak kapatıldığı ifade edildi.
Vakfıkebir’deki İHA olayı yeniden gündemde
Trabzon’un Vakfıkebir ilçesinde yaşanan İHA vakası, soru önergesinin kent açısından en dikkat çekici başlıklarından biri oldu.
Yerleşim alanına yakın bir bölgede meydana geldiği belirtilen olayın ardından, kıyı bölgelerinde güvenlik ve erken uyarı sistemlerinin yeterliliği tartışması yeniden gündeme geldi.
Suiçmez, bu tür olayların tek tek değerlendirilmesi yerine Karadeniz genelindeki gelişmelerle birlikte ele alınması gerektiğini savundu. Özellikle savaş bölgesine yakınlığı nedeniyle Karadeniz’deki hava ve deniz trafiğinin daha yakından takip edilmesi gerektiğine yönelik sorular yöneltti.
“Münferit vaka değil, artan risk”
Suiçmez’in önergesindeki temel değerlendirmelerden biri, yaşanan olayların münferit vakalar olarak görülmemesi gerektiği yönünde oldu.
Art arda meydana gelen gemi saldırıları, Türkiye kıyılarına ulaşan İHA vakaları ve insansız deniz araçlarına ilişkin gelişmelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Suiçmez, Karadeniz’de Türkiye’nin güvenliği açısından giderek artan bir risk bulunduğunu savundu.
Bu riskin yalnızca askeri güvenlikle sınırlı olmadığına dikkat çekildi. Ticari gemilerin güvenli şekilde seyretmesi, Türk denizcilerin can güvenliği, limanların faaliyetlerini sürdürebilmesi ve Karadeniz kıyısındaki yerleşimlerin korunması da gündeme getirilen başlıklar arasında yer aldı.
Suiçmez’den Fidan’a 13 kritik soru
Sibel Suiçmez, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a yönelttiği soru önergesinde saldırıların boyutunun ve Türkiye’nin attığı diplomatik adımların açıklanmasını istedi.
Önergede öne çıkan sorular arasında savaşın başlangıcından bugüne kadar kaç Türk gemisinin saldırıya uğradığı, bu saldırılarda meydana gelen can ve mal kayıplarının neler olduğu ve saldırıları gerçekleştiren ülke veya unsurların tespit edilip edilmediği yer aldı.
Suiçmez ayrıca Rusya ve Ukrayna nezdinde hangi diplomatik girişimlerin yapıldığını, herhangi bir nota veya protestonun iletilip iletilmediğini sordu.
Bunun yanında saldırılarda zarar gören veya hayatını kaybeden Türk vatandaşları ve aileleri için tazminat talebi oluşturulup oluşturulmadığı, hukuki ve konsolosluk desteği sağlanıp sağlanmadığı da Bakan Fidan’ın yanıtlaması istenen konular arasında bulunuyor.
Türk gemileri için bağlayıcı güvence istendi mi?
Soru önergesinde dikkat çeken başlıklardan biri de Türk gemilerinin güvenliğine yönelik diplomatik güvence talebi oldu.
Suiçmez, Türk gemilerinin hedef alınmaması için ilgili ülkelerden bağlayıcı bir güvence istenip istenmediğini Bakan Fidan’a sordu.
Ayrıca Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı arasında Türk gemilerini olası tehditlere karşı önceden uyarmaya yönelik bir erken uyarı mekanizmasının oluşturulup oluşturulmadığı da gündeme getirildi.
Denizcilerin sefer öncesinde güncel risklere erişebilmesi için bir risk haritası veya güvenlik uyarı sistemi bulunup bulunmadığı da önergedeki sorular arasında yer aldı.
BM ve Uluslararası Denizcilik Örgütü de gündemde
Suiçmez, Türkiye’nin yalnızca ikili diplomatik girişimlerle yetinip yetinmediğinin de açıklanmasını istedi.
Bu kapsamda Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Denizcilik Örgütü nezdinde Karadeniz’de sivil deniz taşımacılığının güvenliğini artıracak yeni bir mekanizma oluşturulması için girişim başlatılıp başlatılmadığı soruldu.
Soru önergesinde ayrıca Türkiye’nin hava sahasına, karasularına veya kıyılarına ulaşan yabancı menşeli İHA, İDA ve mühimmat vakalarının toplam sayısının ortaya konulması istendi. Bu araçların kaynak ülkelerinin tespit edilip edilmediği de Bakan Fidan’a yöneltilen sorular arasında bulunuyor.
Trabzon dahil altı il için özel güvenlik planı soruldu
Suiçmez’in önergesinde Trabzon’un yanı sıra Rize, Artvin, Giresun, Ordu ve Samsun da özellikle sıralandı.
Karadeniz kıyısındaki bu illerin olası hava ve deniz kaynaklı tehditlere karşı özel bir güvenlik ve müdahale planının bulunup bulunmadığı soruldu.
Bu başlık Trabzon açısından ayrı bir önem taşıyor. Çünkü son dönemde hem Trabzon’a yük taşıyan bir ticari geminin saldırıya uğraması hem de Vakfıkebir ve Çarşıbaşı çevresinde farklı güvenlik olaylarının gündeme gelmesi, kentin Karadeniz’deki gelişmelerden doğrudan etkilenebileceğini ortaya koydu.
“Önümüzdeki dönemde hangi tedbirler alınacak?”
Soru önergesinin son bölümünde Türkiye’nin önümüzdeki dönemde atmayı planladığı adımların açıklanması istendi.
Suiçmez, Türk gemilerinin güvenliğinin sağlanması, denizcilerin risklere karşı korunması ve Karadeniz kıyılarında güvenliğin artırılması amacıyla hangi ilave diplomatik ve uluslararası tedbirlerin planlandığını sordu.
Böylece önerge yalnızca geçmişte meydana gelen saldırıların araştırılmasını değil, gelecekte benzer olayların önlenmesine yönelik somut bir yol haritasının ortaya konulmasını da gündeme taşıdı.
Soru önergesi Meclis Başkanlığı’na sunuldu
Sibel Suiçmez’in soru önergesi, Anayasa’nın 98’inci maddesi ile TBMM İçtüzüğü’nün 96 ve 99’uncu maddeleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunuldu.
Önergenin yanıtlanmasıyla birlikte Türkiye’nin Karadeniz’de Türk bayraklı ve Türk sahipli gemilerin güvenliği için yürüttüğü diplomatik çalışmaların, erken uyarı mekanizmalarının ve kıyı güvenliğine ilişkin hazırlıkların daha net ortaya çıkması bekleniyor.
Karadeniz’de yaşanan gelişmeler özellikle Trabzon gibi liman ve deniz ticareti açısından önemli kentler bakımından yakından takip edilirken, gözler şimdi Dışişleri Bakanlığı’nın soru önergesine vereceği yanıta çevrildi. Sizce Türkiye, Karadeniz’de Türk gemilerinin ve kıyı şehirlerinin güvenliği için hangi adımları öncelikli olarak atmalı?




