Karadeniz’de fındık hasadı devam ederken üreticinin ürününü hangi şartlarda ve hangi fiyattan satabildiğine ilişkin tartışmalar da sürüyor. Büyük Birlik Partisi (BBP) MKYK Üyesi Özgen Müge Güler, fındıkta açıklanan alım fiyatı ile serbest piyasada üreticinin karşılaştığı fiyat arasındaki farka tepki gösterdi. Gübre, ilaç, işçilik, bakım, patoz ve nakliye maliyetlerinin arttığına dikkat çeken Güler, tartışmanın yalnızca açıklanan fındık fiyatı üzerinden yürütülmemesi gerektiğini belirtti. Güler, “Üreticinin alın teri neden açıklanan fiyatın altında kalıyor?” diye sordu.
“Asıl Mesele Üreticinin Fındığı Kaç Liradan Satabildiği”
Fındık fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özgen Müge Güler, açıklanan alım fiyatından ziyade üreticinin ürününü piyasada gerçekte hangi rakamdan satabildiğine bakılması gerektiğini söyledi.
Açıklanan fiyat ile üreticinin eline geçen rakam arasında ciddi fark oluştuğunu savunan Güler, bu durumun piyasanın işleyişi açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Güler, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün asıl konuşmamız gereken yalnızca fındığın kaç liradan açıklandığı değil, üreticinin ürününü gerçekte kaç liradan satabildiğidir. Açıklanan fiyat ile üreticinin eline geçen fiyat arasında ciddi bir makas oluşuyorsa, burada sorgulanması gereken bir piyasa düzeni vardır.”
Güler, fındık üreticisinin bir yıl boyunca yaptığı masrafların da fiyat tartışmasının dışında bırakılmaması gerektiğini vurguladı.
Fındık Üreticisinin Artan Maliyetlerine Dikkat Çekti
Güler, fındığın bahçeden pazara gelene kadar üretici açısından önemli maliyetler oluşturduğunu belirterek özellikle gübre, ilaç, bakım, işçilik, patoz ve nakliye giderlerine dikkat çekti.
Hasat döneminde giderlerin yoğunlaşmasının üretici üzerinde ayrıca ekonomik baskı oluşturduğunu belirten Güler, bazı üreticilerin ihtiyaçları nedeniyle mahsulünü bekletme imkanı bulamadan satmak durumunda kaldığını ifade etti.
Bu durumun üreticinin pazarlık gücünü olumsuz etkilediğini savunan Güler, şunları söyledi:
“Üretici, emeğini ve maliyetini karşılayacak bir fiyatın oluşmasını bekliyor. Fındığını mecburiyetten düşük fiyata satmak zorunda bırakılmamalı.”
Güler’e göre üreticinin maliyetini karşılayabilecek, öngörülebilir bir fiyat yapısının oluşturulması fındık üretiminin devamlılığı açısından da önem taşıyor.
Güler’den TMO’ya “Düzenleyici Rol” Çağrısı
BBP MKYK Üyesi Özgen Müge Güler, fındık piyasasına ilişkin değerlendirmesinde Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) rolüne de değindi.
TMO’nun piyasadaki düzenleyici mekanizmasının daha etkin biçimde kullanılması gerektiğini savunan Güler, üreticinin korunmasının yalnızca mevcut hasat sezonuyla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Fındığın Karadeniz için sıradan bir tarım ürünü olmadığını belirten Güler, bölgedeki ekonomik ve sosyal hayat açısından ürünün stratejik önem taşıdığına dikkat çekti.
Güler, üreticinin emeğinin karşılığını alamaması halinde gelecek yıllarda üretimin sürdürülebilirliği açısından da sorunlarla karşılaşılabileceği görüşünü dile getirdi.
“Gençlerimizi Yarın Fındık Bahçelerinde Tutamayız”
Fındık üretimindeki ekonomik şartların kırsal nüfusun geleceğiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Özgen Müge Güler, özellikle gençlerin üretimden uzaklaşma riskine dikkat çekti.
Üreticinin toprağında kalmasını sağlayacak bir tarım politikasına ihtiyaç bulunduğunu savunan Güler, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün üreticinin yaşadığı sorun yalnızca bugünün sorunu değildir. Eğer üretici yaptığı üretimden karşılığını alamazsa yarın gençlerimizi fındık bahçelerinde tutamayız. Üreticinin toprağında kalmasını sağlayacak bir fiyat ve tarım politikası oluşturmak zorundayız.”
Güler, fındık fiyatlarının yalnızca bir sezonluk gelir üzerinden değil, Karadeniz’de tarımsal üretimin geleceği açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Üreticinin Talebi Ayrıcalık Değil, Hakkıdır”
Özgen Müge Güler, fındık üreticisinin beklentisinin ayrıcalıklı bir uygulama olmadığını belirterek maliyetlerin ve üreticinin emeğinin karşılığının dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Fiyat belirlenirken üretimin devamlılığını sağlayacak ekonomik şartların da hesaba katılması gerektiğini savunan Güler, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Fındığın gerçek değerini belirlerken yalnızca piyasa şartlarına bakamayız. Üreticinin maliyetini, emeğini ve sürdürülebilir üretimin gerektirdiği refah payını birlikte değerlendirmeliyiz.”
Güler, fındık fiyatı tartışmasının kilogram başına ödenecek rakamın ötesinde bir mesele olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çünkü mesele yalnızca bir kilogram fındığın kaç lira olduğu değildir. Mesele üreticinin toprağında kalabilmesi, gençlerimizin üretimden kopmaması ve Karadeniz’de fındık üretiminin sürdürülebilmesidir.”




