Trabzon Üniversitesi kampüsünde son günlerde çalkantılı günler yaşanıyor. Deprem yönetmeliğine uygun olmadığı gerekçesiyle boşaltılan ve yıkım kararı alınan binaların ardından başlayan taşınma süreci, akademik kadro ile yönetim arasında ciddi bir gerilime dönüştü. Fakültelerin farklı bloklara dağıtılması ve çalışma alanlarının yetersiz kalması, iddialara göre bardağı taşıran son damla oldu. Hukuk Fakültesinin de mevcut yerleşkeye dahil edilmesiyle birlikte oda paylaşımı kriz seviyesine ulaştı. Kampüs koridorlarında kulaktan kulağa yayılan ve kamuoyunda geniş yankı bulan son iddia ise oldukça vahim: Yaklaşık 70 akademisyen, yaşanan organizasyon eksikliğine tepki göstererek idari görevlerinden ayrıldı.
Taşınma Süreci Kampüste Çalışma Alanı Krizine Yol Açtı
Yıkım kararlarının ardından ivme kazanan nakliye işlemleri, ne yazık ki planlandığı gibi pürüzsüz ilerlemedi. Yeterli altyapı hazırlığı yapılmadan başlatılan taşınma organizasyonu, akademik personelin günlük çalışma rutinini doğrudan etkiledi. Fiziksel kapasitenin yetersizliği sebebiyle tek kişilik idari ve akademik odalar, iki hatta üç akademisyenin ortak kullanımına sunulmak zorunda kaldı. Verimli bir araştırma ve ders hazırlık ortamının kalmadığını belirten öğretim üyeleri, duruma tepkili.
Hukuk Fakültesinin ana yerleşkeye dahil edilmesiyle mevcut yoğunluk katlanarak arttı. Kampüsteki fiziki yetersizlikler, bölümler arası alan paylaşımı tartışmalarını alevlendirirken yönetim ile akademisyenleri sık sık karşı karşıya getiriyor.
70 Akademisyen İdari Görevinden İstifa Mı Etti?
Üniversite kulislerini hareketlendiren en somut gelişme, idari kadrolarda yaşanan toplu istifa iddiaları oldu. Binaların boşaltılması ve ardından gelen yerleşim karmaşası karşısında planlama yetersizliğini eleştiren çok sayıda isim görev bırakma kararı aldı. İddialara göre bölüm başkanlığı, anabilim dalı başkanlığı ve çeşitli koordinatörlük yürüten yaklaşık 70 akademisyen istifa dilekçelerini sundu.
Akademik kadronun bu hamlesi, sadece oda yetersizliğine bir tepki değil; aynı zamanda sürecin şeffaf ve katılımcı bir anlayışla yürütülmemesine verilen kitlesel bir yanıt olarak nitelendiriliyor. Görev bırakma kararlarının ardından fakültelerdeki idari mekanizmanın nasıl işleyeceği ise merak konusu.
Plansız Taşınma Eleştirileri ve Yönetimin Sessizliği
Yaşanan krizin arka planında yalnızca fiziksel alan darlığı yer almıyor. Üniversite kamuoyu, taşınma takviminin ve lojistik planlamanın eksik yapıldığı görüşünde birleşiyor. Eğitim-öğretim dönemi devam ederken veya yeni döneme ramak kala alınan kararların, akademik üretkenliği baltaladığı ifade ediliyor.
Yapılan eleştirilerde, "Deprem tedbirleri elbette önceliklidir ancak bu süreç akademisyenleri mağdur etmeden, önceden planlanmış alternatif alanlar oluşturularak yönetilmeliydi" fikri öne çıkıyor. Sürecin başından bu yana yönetimin takındığı tutum ve mağduriyetlerin ne zaman giderileceğine dair belirsizlik, kampüsteki huzursuzluğu artırmaya devam ediyor.




