Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu, köprü ve otoyolların özelleştirme kapsamına alınmasına ve 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a yönelik tepkisini yürüyüş ve basın açıklamasıyla dile getirdi. Saat 17.30’da Kahramanmaraş Caddesi üzerindeki Koton önünde bir araya gelen katılımcılar, buradan Trabzon Meydan Parkı’na yürüdü. Eyleme Yeni Parti Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ile Yeni Parti Trabzon Büyükşehir ve Akçaabat Belediye Meclis Üyesi Mustafa Çankaya da katıldı. Meydan Parkı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasını Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu adına Muhammet İkinci okudu. Açıklamada köprü ve otoyollardan vergi politikalarına, ücretlerden özelleştirmeye, tarımdan gençlerin geleceğine kadar birçok başlık gündeme getirildi. Suiçmez’in Yeni Parti Trabzon Milletvekili olduğu TBMM’nin güncel milletvekili listesinde de yer alıyor.

Kahramanmaraş Caddesi’nden Meydan Parkı’na yürüdüler

Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla gerçekleştirilen buluşma saat 17.30’da Kahramanmaraş Caddesi üzerindeki Koton önünde başladı. Katılımcılar buradan kent merkezindeki Meydan Parkı’na doğru yürüyüşe geçti.

Yürüyüşün ardından Meydan Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi. Programa çeşitli sendika, meslek örgütü ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerinin yanı sıra siyasi isimler de katılım sağladı.

Yeni Parti Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ile Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi’nde Yeni Parti adına görev yapan Mustafa Çankaya da yürüyüş ve basın açıklamasına katılan isimler arasında yer aldı. Çankaya, aynı zamanda Akçaabat Belediye Meclisi’nde Yeni Parti üyesi olarak görev yapıyor.

Platform daha önce de 16 Eylül’de Koton önünde toplanma çağrısı yaparak eylemin ana gündeminin 2027-2029 Orta Vadeli Program ile köprü ve otoyollara ilişkin özelleştirme süreci olacağını kamuoyuna duyurmuştu.

Açıklamayı Muhammet İkinci okudu

Yürüyüşün Meydan Parkı’nda tamamlanmasının ardından hazırlanan ortak metni Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu adına Muhammet İkinci okudu.

Platformun geçmiş dönemlerdeki açıklamalarında da sözcü olarak yer alan İkinci, konuşmasında ekonomik politikaların özellikle çalışanlar, emekliler, üreticiler, esnaf ve gençler üzerindeki etkilerine odaklandı.

Basın açıklaması, “Büyüme var, emekçiye pay yok! Orta Vadeli Program, halkın değil sermayenin programıdır” ifadeleriyle başladı.

İkinci, platformun görüşünü aktararak 2027-2029 dönemindeki ekonomik büyüme hedeflerinin tek başına toplumsal refah artışı anlamına gelmeyeceğini savundu.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Ekonominin büyümesi tek başına halkın refahının arttığı anlamına gelmez. Asıl mesele, yaratılan toplumsal zenginliğin nasıl bölüşüldüğüdür.”

Platform, ekonomik büyümenin çalışanların ücretlerine, emeklilerin gelirlerine ve toplumun genel yaşam standartlarına yansıması gerektiği görüşünü dile getirdi.

OVP’nin büyüme hedeflerini eleştirdiler

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Program, 6 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşıldı. Program Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık dönemine ilişkin temel ekonomik hedef ve politikaları içeriyor.

Resmi programda makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi, enflasyonun düşürülmesi, sürdürülebilir büyüme, yatırım ortamının geliştirilmesi ve mali disiplin temel öncelikler arasında bulunuyor. İletişim Başkanlığı da OVP’nin daha fazla istihdam oluşturmayı, ekonomik ölçeği büyütmeyi ve oluşturulan refahı toplum geneline daha güçlü biçimde yansıtmayı hedeflediğini açıkladı.

Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu ise programın emekçilerin mevcut ekonomik sorunlarına yeterli güvence sağlamadığı görüşünde.

Muhammet İkinci tarafından okunan açıklamada milyonlarca çalışanın ücretlerinin alım gücünün düştüğü, emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı ve üreticilerin artan maliyetlerle karşı karşıya bulunduğu savunuldu.

Platform, “mali disiplin” politikalarının yükünün ağırlıklı olarak çalışanlara ve düşük gelirli kesimlere yansıtılmaması gerektiğini belirtti.

“Mali disiplin neden emekçinin ücretinde hatırlanıyor?”

Basın açıklamasında ekonomi politikalarına ilişkin en dikkat çeken bölümlerden biri vergi, teşvik ve kamu kaynaklarının dağılımına yönelik eleştiriler oldu.

Platform şu soruyu yöneltti:

“Mali disiplin neden emekçinin ücretine geldiğinde hatırlanıyor da sermayenin teşvikleri, vergi ayrıcalıkları, garanti ödemeleri ve kamu kaynaklarından aldığı pay söz konusu olduğunda unutuluyor?”

Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu, mali politikaların çalışanların ücretlerini sınırlayan bir araç haline gelmemesi gerektiğini savunurken, kamu kaynaklarının dağılımında sosyal politikaların daha fazla öne çıkarılması çağrısında bulundu.

Açıklamada işçilerin yanı sıra kamu çalışanları, emekliler, küçük esnaf ve üreticilerin ekonomik koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtildi.

Savcı Feride Konu Komşu Kadrosunda! Taşacak Bu Deniz'den Ayrılacak mı?
Savcı Feride Konu Komşu Kadrosunda! Taşacak Bu Deniz'den Ayrılacak mı?
İçeriği Görüntüle

Platform, gelir dağılımındaki eşitsizliklerin azaltılması için ekonomik büyümeden elde edilen gelirin toplumun farklı kesimlerine daha dengeli biçimde yansıtılması gerektiğini savundu.

Köprü ve otoyol sürecine Meydan’dan tepki

Yürüyüş ve basın açıklamasının ana gündemlerinden biri de Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından işletilen köprü ve otoyollara ilişkin yürütülen özelleştirme çalışmaları oldu.

5 Eylül 2026 tarihli düzenlemelerin ardından kamuoyunda köprü ve otoyolların geleceğine ilişkin tartışmalar başladı. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ise süreçle ilgili yaptığı açıklamada, gündemdeki modelin varlıkların mülkiyetinin satılması değil, mülkiyet devlette kalmak şartıyla işletme hakkının belirli bir süre için özel sektöre devredilmesi olduğunu bildirdi. Kurum ayrıca yayımlanan kararın doğrudan ihaleye çıkıldığı anlamına gelmediğini açıkladı.

Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu ise işletme hakkı devri modeline de karşı çıktığını açıkladı.

Muhammet İkinci tarafından okunan metinde şu ifadeler yer aldı:

“Kamu varlıkları satılacak birer meta, kamu hizmetleri ise sermayeye devredilecek birer kâr alanı değildir.”

Platform, köprü ve otoyolların uzun süreli işletme hakkı devrinin gelecekte elde edilecek kamu gelirleri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

“Köprüler ve otoyollar halkındır”

Platformun basın açıklamasında ulaşımın temel bir kamu hizmeti olduğu görüşü öne çıkarıldı.

“Köprü ve otoyolların özelleştirilmesi, halkın ortak servetinin sermayeye peşkeş çekilmesidir” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, söz konusu altyapıların uzun dönemli işletme hakkı devirlerine açılmasına karşı çıkıldı.

Platform ayrıca mevcut köprü ve otoyolların tamamının kamu eliyle işletilmesini ve ulaşımın temel kamu hizmeti anlayışıyla ele alınmasını istedi.

Açıklamada eğitim, sağlık, barınma, ulaşım ve enerji gibi temel hizmetlerin de kamusal niteliğinin güçlendirilmesi gerektiği savunuldu.

Platformun bu konudaki yaklaşımı ile resmi makamların açıklaması ise farklılık gösteriyor. Özelleştirme İdaresi, üzerinde çalışılan modelde mülkiyetin devlette kalacağını ve işletme hakkı devrinin hizmet kalitesi, bakım, yatırım ve işletme verimliliği kapsamında değerlendirildiğini bildiriyor.

Kamu varlıklarında şeffaflık çağrısı

Muhammet İkinci’nin okuduğu açıklamada kamuya ait varlıkların gelir ve giderlerinin kamuoyuyla paylaşılması konusunda da çağrı yapıldı.

Platform, köprü ve otoyollardan elde edilen gelirlerin, işletme maliyetlerinin ve yapılacak olası devirlerin ekonomik şartlarının açık biçimde paylaşılması gerektiğini belirtti.

“Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını, hangi varlığın ne kadar gelir sağladığını ve hangi bedelle devredileceğini bilmek halkın hakkıdır” denilen açıklamada, özelleştirme süreçlerinin şeffaf yürütülmesi istendi.

Özelleştirme İdaresi ise mevcut çalışmalarda teknik, hukuki ve mali hazırlıkların ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdürüldüğünü ve nihai model üzerinde çalışmaların devam ettiğini bildirdi.

Böylece tartışmanın yalnızca mülkiyet meselesi üzerinden değil, işletme süresi, kamu geliri, fiyatlandırma ve denetim gibi başlıklar üzerinden de devam ettiği görülüyor.

“Vergide adalet istiyoruz”

Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu’nun açıklamasında geniş yer ayrılan diğer başlıklardan biri vergi politikaları oldu.

Platform, ücretlilerin gelir vergisinin maaşları ödenmeden kesildiğine dikkat çekerek yüksek gelir, servet ve rant üzerinden alınan vergilerin artırılması gerektiğini savundu.

Açıklamada:

“Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmalıdır. Dolaylı vergilerin ağırlığı azaltılmalı; servet, rant ve yüksek gelirler etkin biçimde vergilendirilmelidir”

ifadeleri kullanıldı.

Köprü ve otoyollardan geçiş ücreti alınması da vergi tartışması kapsamında ele alındı. Platform, vatandaşların vergileriyle oluşturulan altyapı yatırımlarında kamu yararının öncelikli olması gerektiğini belirtti.

Vergide adalet talebinin yalnızca ücretliler açısından değil; küçük esnaf, çiftçiler, emekliler ve düşük gelirli kesimler açısından da önemli olduğu vurgulandı.

Esnek çalışma yerine güvenceli çalışma talebi

Basın açıklamasının çalışma yaşamına ilişkin bölümünde OVP’de yer verilen yeni çalışma modelleri de eleştirildi.

Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu, çalışanların temel ihtiyacının “daha fazla esneklik” değil; kadrolu, güvenceli, sendikalı ve insanca çalışma şartları olduğunu savundu.

Dijital dönüşüm ve teknolojideki gelişmelerin çalışanların iş yükünü artıran veya istihdamı güvencesiz hale getiren bir araca dönüşmemesi gerektiği ifade edildi.

Platform, teknolojik gelişmelerden sağlanan verimlilik artışının çalışma sürelerinin azaltılması ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi için de kullanılması gerektiğini belirtti.

Açıklamada çalışma hayatının yanı sıra ücret politikaları, sendikal haklar ve iş güvencesinin güçlendirilmesi yönünde çağrı yapıldı.

Çay ve fındık üreticileri için de mesaj verdiler

Trabzon’da gerçekleştirilen açıklamanın yerel açıdan öne çıkan bölümlerinden biri tarım politikalarına ilişkin değerlendirmeler oldu.

Platform, sözleşmeli tarım uygulamalarının üreticilerin şirketlere olan bağımlılığını artırabileceğini savunarak özellikle Doğu Karadeniz’in temel tarımsal ürünleri olan çay ve fındığa dikkat çekti.

Açıklamada:

“Bu uygulama, bölgemizin temel geçim kaynakları olan çay ve fındık üreticilerini de doğrudan etkileyecek; ürünün fiyatı ve üretim koşulları üzerinde şirketlerin belirleyiciliğini artıracaktır”

denildi.

Maden faaliyetleri konusunda da tarım alanları, ormanlar, su kaynakları ve yaşam alanlarının korunması çağrısı yapıldı.

Platform, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve çiftçilerin desteklenmesinin hem bölgesel üretim hem de gıda fiyatlarının kontrol altında tutulması açısından önemli olduğunu savundu.

Akaryakıt ve taşıma maliyetleri gündeme getirildi

Basın açıklamasında akaryakıt fiyatlarındaki artışların yalnızca araç sahiplerini değil, üretim ve taşımacılık maliyetleri üzerinden toplumun tamamını etkilediği görüşü dile getirildi.

Platform, motorin fiyatlarındaki artışın tarımsal üretimden şehirler arası taşımacılığa kadar birçok alanda maliyetleri yükselttiğini belirtti.

Muhammet İkinci tarafından okunan açıklamada yüksek akaryakıt fiyatları ve otoyol geçiş ücretlerinin taşıma giderlerini artırdığı, bunun da özellikle gıda ürünlerinin fiyatlarına yansıdığı savunuldu.

“Çiftçi, işçi, esnaf, küçük üretici ve emekçi desteklenmeden bu ülkenin geleceği kurulamaz” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, ekonomik politikalarda üretici ve çalışan kesimlere yönelik desteklerin artırılması istendi.

Gençlerin geleceği için çağrı

Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu, gençlerin yaşadığı işsizlik, düşük ücret ve güvencesiz çalışma sorunlarına da açıklamasında ayrı bir bölüm ayırdı.

“Sabır taşı çatladı” ifadesinin kullanıldığı bölümde, gençlerin iş bulmakta zorlandığı, işe girenlerin ise önemli bölümünün düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya kaldığı savunuldu.

Platform şu mesajı verdi:

“Biz gençlere ‘sabredin’ demiyoruz. Gençlere iş, özgürlük, nitelikli eğitim, barınma hakkı ve insanca yaşayabilecekleri bir gelecek istiyoruz.”

Gençlerin geleceklerini yurt dışında aramasının önüne geçilebilmesi için istihdam, eğitim, barınma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiği belirtildi.

Meydan Parkı’ndan peş peşe talepler

Muhammet İkinci, açıklamanın son bölümünde Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu’nun taleplerini sıraladı.

Platform adına;

“Krizin faturasını emekçiler ödemeyecek”,
“Köprüler ve otoyollar halkındır”,
“Ücretsiz ulaşım haktır”,
“Kaynaklar sermayeye değil, halka”,
“Vergide adalet, ücrette adalet, üretimde adalet” ve
“Güvenceli iş, insanca yaşam, eşit ve özgür bir gelecek”

mesajları verildi.

Basın açıklamasında köprü ve otoyollara ilişkin özelleştirme kararının iptal edilmesi talep edilirken platform; işçiler, kamu çalışanları, emekliler, üreticiler, gençler, kadınlar, öğrenciler, esnaf, sendikalar ve meslek örgütleri adına ekonomik politikalara yönelik itirazlarını sürdüreceğini açıkladı.

İkinci açıklamayı, “Halkın bütçesi, emeğin Türkiye’si için mücadeleye devam edeceğiz” sözleriyle tamamladı.

Trabzon’da Kahramanmaraş Caddesi’nden başlayıp Meydan Parkı’nda tamamlanan yürüyüşle birlikte köprü ve otoyolların işletme hakkına ilişkin tartışmalar ile 2027-2029 Orta Vadeli Program, kentteki sendika, meslek örgütü ve siyasi temsilcilerin katıldığı bir eylemle yeniden gündeme taşındı.