Milli Savunma Üniversitesi Rektörü ve tarihçi Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Trabzon’da düzenlenen 23. İmam Hatipliler Kurultayı’nda yaptığı konuşmada Türk tarihinin devamlılığından aile yapısına, devlet anlayışından nüfus sorununa, Osmanlı tarihinden savunma sanayiindeki gelişmelere kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Türk milletinin yaklaşık 2200 yıldır farklı coğrafyalarda varlığını sürdürmesini “aile, devlet ve nüfus” olarak sıraladığı üç temel unsura bağlayan Afyoncu, özellikle Türkiye’deki doğurganlık oranındaki düşüşe dikkat çekti. Afyoncu, “Türkiye derin ve hızlı bir demografik çöküş yaşıyor” sözleriyle nüfus konusunda ciddi tedbirler alınması gerektiğini söyledi.

Afyoncu: “Bizi 2200 Yıldır Üç Şey Ayakta Tuttu”

Karadeniz Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen kurultayda konuşan Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Türklerin Asya’dan Anadolu’ya kadar birçok zorlu coğrafyada mücadele ettiğini belirterek bu tarihsel devamlılığın tesadüf olmadığını söyledi.

Afyoncu, Türk milletinin varlığını sürdürebilmesinde üç unsurun belirleyici olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Biz 2200 yıldır çok farklı coğrafyalarda mücadele ediyoruz. Asya’dan çıktık, Maveraünnehir’e geldik, İran’a geldik, Anadolu’ya geldik. Çin var karşınızda, İran var, Rusya var. Anadolu’ya geliyorsunuz, Hristiyanlık var karşınızda. Ama biz burada var olduk. Niye var olduk? Üç şeyden var olduk arkadaşlar: Aile, devlet ve nüfus.”

Ailenin geleneksel değerlerin aktarılmasındaki temel yapı olduğunu belirten Afyoncu, şehirleşmenin aile düzeninde ciddi değişim meydana getirdiğini söyledi.

“Aile Yapımız Şehirleşmeyle Birlikte Çatırdıyor”

Afyoncu, aileyi Türk toplumunun tarih boyunca ayakta kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri olarak nitelendirdi. Aile yapısının aynı zamanda eski Türklerdeki toplumsal ve askerî organizasyonun temelini oluşturduğunu ifade eden Afyoncu, günümüzde ise farklı bir tablo bulunduğunu dile getirdi.

“Aile yapısı, Türklerin ordu teşkilatlanmasının da temelidir ve bu sayede aile yapısı bizi Mete Han’dan aldı, günümüze kadar getirdi. Fakat günümüzde aşırı şehirleşmeyle birlikte aile yapımız çatırdıyor, bunu hepimiz görüyoruz” diyen Afyoncu, aile yapısında meydana gelen dönüşümün yalnızca sosyal değil, Türkiye’nin geleceği açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Afyoncu, konuşmasının ilerleyen bölümünde aile yapısındaki değişimi doğurganlık oranındaki düşüşle birlikte ele aldı.

Erhan Afyoncu’dan Türkiye İçin Nüfus Uyarısı

Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri Türkiye’nin nüfus yapısıyla ilgili oldu. Doğurganlık hızının 1,42 seviyesine gerilediğini belirten Afyoncu, bunun nüfusun kendisini yenileyememesi anlamına geldiğini söyledi.

Afyoncu şu ifadeleri kullandı:

“Şu anda Türkiye derin ve hızlı bir demografik çöküş yaşıyor. Şu anda nüfus olarak fena değiliz, 86 milyonuz. Ama bu hızla giderse Anadolu bir göçmen ülkesi olur, Türk nüfusu 2100’e gelindiğinde çok az sayıya iner ve yaşlı bir nüfus olur.”

Afyoncu, mevcut nüfusun bir süre daha artmasının temel nedenlerinden birinin sağlık sistemindeki gelişmeler ve ölüm oranlarının azalması olduğunu belirterek genç nüfusun azalmasına ayrıca dikkat çekti.

“1.42 ne demek arkadaşlar? Nüfusun kendini yenileyememesi ve yaşlı bir nüfusa gitmesi demek” ifadelerini kullanan Afyoncu, her yıl okula başlayan çocuk sayısında azalma yaşandığını savundu.

“Türkiye’nin Çok Ciddi Tedbirler Alması Lazım”

Nüfus meselesinin uzun vadede ekonomik, sosyal ve askerî sonuçlar doğurabileceğini belirten Prof. Dr. Erhan Afyoncu, genç nüfustaki azalmanın sürdürülebilir olmadığını söyledi.

Türkiye’nin 65 yaş üzerindeki nüfus oranının ilerleyen yıllarda önemli ölçüde artacağı değerlendirmesinde bulunan Afyoncu, “Her sene okula başlayan çocuk sayısı azalıyor. Bu sürdürülebilir değil. Türkiye’nin çok ciddi tedbirler alması lazım” dedi.

Afyoncu, Anadolu’nun tarih boyunca insan kaynağını Türk dünyasından beslediğini de belirterek bugün yaklaşık 250 milyonluk bir Türk dünyasının bulunduğunu söyledi. Anadolu Oğuzları, Karluklar ve Kıpçaklar üzerinden Türk dünyasının tarihsel yapısına değinen Afyoncu, nüfus gücünün geçmişte devletlerin varlığını doğrudan etkilediğini savundu.

“Tek Bir Türkiye Devleti Vardır”

Erhan Afyoncu konuşmasında Türk devlet tarihine ilişkin kendi tarih yaklaşımını da anlattı. Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin birbirinden tamamen kopuk devletler olarak değerlendirilmesini doğru bulmadığını belirten Afyoncu, Türk devlet tarihinde bir devamlılık olduğunu savundu.

Afyoncu, “Bana göre tek bir devlet vardır; Türkiye Devleti’dir. Selçuklu, Osmanlı hanedanları ve Cumhuriyet dönemi vardır” dedi.

Türk Kara Kuvvetlerinin tarihinin MÖ 209’a götürülmesine rağmen siyasi yapıların hanedan değişiklikleri üzerinden birbirinden ayrılmasını eleştiren Afyoncu, Batı tarih yazımındaki hanedan değişikliklerinin de her zaman yeni bir devlet kuruluşu şeklinde değerlendirilmediğini dile getirdi.

Afyoncu’ya göre Türk tarihindeki temel özellik, devlet yapısının değişen şartlara uyum sağlayarak devam edebilmesi.

Afyoncu: “Türkler Devletsiz Yaşayamıyor”

Türk kimliğinin tarih boyunca korunmasında devletin merkezi bir rol oynadığını savunan Afyoncu, konuşmasında “devletsiz kalma” kavramına da geniş yer ayırdı.

“Türk’ün kimliğini yaşatan ikinci önemli unsur devlettir ve en çok korktuğumuz devletsiz kalmaktır” diyen Afyoncu, Osmanlı tarihçilerinin düşman olarak görülen devletlerin yıkılmasını dahi istikrarsızlık ve kaos nedeniyle endişeyle karşıladığını anlattı.

Afyoncu, “Türkler devletsiz yaşayamıyor. Devlet olmasa Türkler yok. Yani devlet mutlaka olması lazım” ifadelerini kullandı.

Türk ve Müslüman kimliğinin tarih boyunca korunmasında devletin önemli bir kalkan görevi gördüğünü ifade eden Afyoncu, devlet geleneğinin Türk tarihindeki sürekliliğin ana unsurlarından biri olduğunu savundu.

“En Karanlık Dönemden Osmanlı İmparatorluğu Çıktı”

13. yüzyıldaki Moğol istilasını Türk tarihinin en ağır dönemlerinden biri olarak değerlendiren Afyoncu, büyük krizlerin ardından önemli medeniyet hamlelerinin ortaya çıkabildiğini söyledi.

Moğol istilası sırasında toplumda büyük bir umutsuzluk ve tükenmişlik oluştuğunu anlatan Afyoncu, buna rağmen aynı dönemin ardından Yunus Emre, Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi isimlerin yetiştiğini hatırlattı.

Afyoncu gençlere hitaben, “‘Çöktük, öldük, bittik’ dediğimiz yer… En umutsuz zamanlarda biz Osmanlı’yı çıkardık, tarihimizin zirvesi” dedi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun çok farklı milletleri ve inanç gruplarını yüzyıllarca bir arada yönettiğini söyleyen Afyoncu, Türklerin en güçlü tarihsel özelliklerinden birinin organizasyon ve yönetme kabiliyeti olduğunu ifade etti.

Afyoncu’dan Filistin ve Osmanlı Dönemi Değerlendirmesi

Konuşmasında Filistin’e de değinen Prof. Dr. Erhan Afyoncu, bölgenin Osmanlı döneminde uzun süre istikrarlı bir yapıya sahip olduğunu savundu.

Afyoncu, “O topraklar altın çağını, Filistin Osmanlı döneminde yaşadı. Bir huzur buldu. Sadece Araplar bulmadı, Yahudiler de buldu” ifadelerini kullandı.

Hz. Ömer döneminden itibaren Kudüs’te Yahudilere yönelik uygulamalara değinen Afyoncu, Osmanlı’nın da bu tarihsel geleneği devam ettirdiğini söyledi.

Osmanlı hâkimiyetindeki coğrafyalarda şehirleşme, etnik yapı ve yönetim düzeninin yüzyıllar içerisinde şekillendiğini ifade eden Afyoncu, bugün birçok ülkenin bulunduğu coğrafyada Osmanlı mirasının izlerinin görüldüğünü dile getirdi.

“Dronu İcat Etmedik, Harp Silahı Haline Türkler Getirdi”

Erhan Afyoncu’nun konuşmasındaki bir diğer önemli başlık ise savunma teknolojileri oldu.

Fatih Sultan Mehmet döneminde top teknolojisinin savaş alanında etkili şekilde kullanılmasının harp tarihinin gidişatını değiştirdiğini belirten Afyoncu, benzer bir dönüşümün günümüzde insansız hava araçları üzerinden yaşandığını savundu.

Afyoncu şöyle konuştu:

“Dronu biz icat etmedik ama dronu bir harp silahı haline Türkler getirdi. Bakın bu çok önemli.”

2020 yılında Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan savaşta Türk yapımı İHA ve SİHA’ların önemli rol oynadığını belirten Afyoncu, bunun konvansiyonel savaş anlayışında önemli bir değişim meydana getirdiğini söyledi.

“Her Subay Tüfek Kullanır Gibi Drone Kullanacak”

Milli Savunma Üniversitesi’nin eğitim anlayışına ilişkin de bilgi veren Afyoncu, modern savaşlarda drone kullanımının artık temel askerî yeteneklerden biri haline geldiğini söyledi.

Trabzon’un Sanat Hafızası Suat Kurtuldu Vefat Etti
Trabzon’un Sanat Hafızası Suat Kurtuldu Vefat Etti
İçeriği Görüntüle

Afyoncu, “Biz mesela Milli Savunma Üniversitesi olarak şunu diyoruz, sloganımız şu: Okulu bitiren her subay, astsubay tüfek kullanır gibi dron kullanacak. Bunu kullanmazsanız asker olarak şansınız yok. Yeni savaş sistemi bu” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda önemli ilerleme kaydettiğini söyleyen Afyoncu, bu teknolojilerin gelecekte sürdürülebilmesi için yeterli genç ve nitelikli nüfusa ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Afyoncu’ya göre nüfus meselesi yalnızca aile veya sosyal politikaların değil, aynı zamanda Türkiye’nin güvenlik ve teknoloji kapasitesinin geleceğini de ilgilendiriyor.

“Silahları Üretecek ve Kullanacak Nüfus Tehdit Altında”

Savunma sanayiindeki gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Afyoncu, Türkiye’nin bu alanda ulaştığı seviyenin küçümsenmemesi gerektiğini söyledi.

“Gerçekten de Türkiye savunma sanayinde çok ciddi bir yol aldı. Çok büyük” ifadelerini kullanan Afyoncu, yabancı firmaların Türk savunma şirketleriyle görüşebilmek için yoğun talepte bulunduğunu anlattı.

Ancak teknolojik kapasitenin tek başına yeterli olmadığını söyleyen Afyoncu şu uyarıyı yaptı:

“İleride bu silahları kullanacak ve üretecek nüfusumuz ciddi tehdit altındadır.”

Afyoncu, Türkiye’nin nüfus sorununu çözememesi halinde savunma sanayiindeki kazanımların gelecek kuşaklara aktarılmasında da sorun yaşanabileceğini savundu.

Yeni Zelanda Saldırısı Üzerinden Tarih Yorumu

Prof. Dr. Erhan Afyoncu, 2019 yılında Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki camilere yönelik terör saldırısını gerçekleştiren Brenton Tarrant’ın silahlarının üzerine yazdığı tarihî isimlere de konuşmasında yer verdi.

Silah üzerinde Müslümanlarla savaşmış tarihî şahsiyetlerin ve olayların isimlerinin bulunduğunu hatırlatan Afyoncu, kendi yaptığı incelemeye göre bunların büyük bölümünün Türklerle yapılan savaşlarla ilişkili olduğunu söyledi.

Afyoncu, “45 tane tarihi şahsiyet ve olayın 5’i Araplara ait, 40’ı Türklere ait. Bu şunu gösteriyor: İslam’ın gerçek manada sancaktarı Türkler olmuşlardır” değerlendirmesinde bulundu.

Afyoncu bu örneği, Avrupa tarihindeki Haçlı düşüncesi ve Türklerin Batı dünyasının tarih algısındaki konumunu açıklamak amacıyla kullandı.

“Tarih Sadece Zaferlerle Övünmek Değildir”

Konuşmasının sonunda tarihten ders çıkarılması gerektiğine vurgu yapan Afyoncu, yalnızca başarıların anlatılmasının yeterli olmadığını ifade etti.

“İstanbul’un fethiyle övünmemiz doğru ama tarihte başımıza gelen önemli problemleri de analiz edip onlardan ders çıkarabilmemiz lazım” diyen Afyoncu, Türk tarihinde hem süreklilik hem de değişim bulunduğunu söyledi.

Afyoncu, “Göktürkler Selçuklu olmuştur, Selçuklu Osmanlı olmuştur, Osmanlı Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Ancak her seferinde bir değişim vardı. O değişimi sağladığınız müddetçe olur” ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ordusu, sanayisi ve savunma teknolojileriyle güçlendiğini savunan Afyoncu, buna karşılık nüfusun gerilemesini geleceğe dönük en önemli risklerden biri olarak gösterdi.

Trabzon’daki konuşmasını “aile, devlet ve nüfus” vurgusuyla tamamlayan Afyoncu, bu üç unsurun Türk tarihindeki devamlılığın temelini oluşturduğunu söyledi.