Trabzon’un en önemli yatırım bölgelerinden biri olan Akyazı sahil kesimi, son dönemde yaşanan sarsıntılar ve jeolojik değişimler nedeniyle mercek altına alındı. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) verileri ve yapay zeka destekli InSAR ölçümleri, Akyazı Şehir Hastanesi, stadyum ve tünel sistemini kapsayan bölgede endişe verici bir tabloyu gözler önüne seriyor. Özellikle 17 Mart Eynesil depreminin ardından bölgedeki deformasyonun milimetrik mertebelerden daha yıkıcı bir ivmelenme sürecine girdiği tespit edildi. Yerel kaynaklı küçük sarsıntıların bile sistem üzerinde dinamik stres transferi yaratarak kayma hızını artırması, bölgenin jeolojik stabilitesinin ciddi bir tehdit altında olduğunu kanıtlıyor.
Deformasyon Hızı 48 mm’ye Fırladı
Yapılan güncel jeodezik değerlendirmelere göre, Akyazı yerleşkesindeki zemin hareketliliği 2023 depremleri sonrası yıllık 32 mm seviyesindeyken, 27 Ocak Trabzon (M3.8) sarsıntısıyla 42 mm’ye yükseldi. Son olarak 17 Mart Eynesil sarsıntısının ardından bu hızın yıllık 46-48 mm bandına ulaştığı saptandı. Bu rakamlar, hareketin sönümlenmek yerine her dinamik şokla daha da ivmelendiğini gösteriyor. Uzmanlar, yıllık bazdaki bu artışın sistemin yapısal bütünlüğünü zorlayabilecek bir kapasiteye sahip olduğunu ve düşük risk seviyesi olan "sarı alarm" aşamasının çoktan geçildiğini ifade ediyor.
Tünellerde Su Sızıntısı ve Hidrolik Risk
Bölgedeki tehlike yalnızca yüzeydeki kaymalarla sınırlı değil. Yapılan analizler, deformasyonun derinlere doğru artan bir karakter sergilediğini ortaya koyuyor. Özellikle yerleşkenin üst kotunda bulunan tünel sisteminde gözlenen su sızıntıları, sistemin hidrolik olarak aktif bir yapıya büründüğüne işaret ediyor. Zayıflamaya açık bu deformasyon zonu, yer altı su hareketleriyle birleştiğinde stabilite kaybını hızlandırıyor. Bu durum, bölgedeki devasa betonarme yapıların altındaki zeminin taşıma kapasitesini ve mühendislik güvenliğini doğrudan tehdit eden bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Kritik Evre: Turuncu Alarmdan Kırmızıya Geçiş
Elde edilen tüm bulgular, Akyazı yerleşkesinin şu an "Turuncu Alarm" olarak nitelendirilen kritik deformasyon evresinde olduğunu gösteriyor. Dinamik stres etkileri altında bu sürecin devam etmesi, "Kırmızı Alarm" yani geri dönülemez bir stabilite kaybı riskini gündeme getiriyor. Bölgedeki hareketlerin anlık olarak takip edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, uydu tabanlı sürekli izleme sistemlerinin (InSAR zaman serileri) devreye alınmasının elzem olduğunun altını çiziyor. Erken uyarı ve sürekli takip, yaşanabilecek olası bir felaketin önüne geçilmesi için tek seçenek olarak görünüyor.




