Araz Hasanoğlu Haber Trabzon'a yazdı...
Zengezur bölgesi, 20. yüzyılın başlarında Güney Kafkasya’da stratejik bir öneme sahipti. 1918–1920 yıllarında Sovyetler ile Ermenistan arasında yaşanan sınır mücadelesi sırasında, Zengezur bölgesi geçici olarak Ermenistan kontrolüne geçmişti. Ancak tarihî belgeler, bu dönemde bölgedeki Türk ve Azerbaycan nüfusunun yoğun olduğunu ve bölge üzerinde çeşitli diplomatik ve askeri çabaların yürütüldüğünü göstermektedir. Nihayetinde, 1920 yılında Sovyet-Ermeni işbirliği ve çeşitli anlaşmalar sonucunda Zengezur, Ermenistan’a bırakıldı. Bu tarih, bölgenin gelecekteki ulaşım ve koridor planlamaları açısından kritik bir dönüm noktasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde Atatürk, sınır güvenliği ve bölgedeki Türk halklarının korunması için aktif diplomasi yürüttü. 1921 yılında Türkiye ile Sovyetler arasında imzalanan Moskova Antlaşması ve hemen ardından Kars Antlaşması, Türkiye’nin doğu sınırlarını kesinleştirdi. Bu antlaşmalar ile Nahçıvan’ın güvenliği sağlanmış, Azerbaycan ile Türkiye arasında stratejik bağlantılar kurulmuştur. Atatürk’ün bu anlaşmalardaki diplomatik rolü, bölgedeki Türk birliğinin korunması ve gelecekteki koridor planlarının önünü açması açısından büyük önem taşımaktadır.
Bu süreçte Atatürk, İran şahı Rıza Pehlevi ile yaptığı görüşmeler ve diplomatik temaslar sonucunda, Türkiye-Nahçıvan sınırının güvenliği için bazı toprak alımları gerçekleştirdi. Rıza Şah’ın devletiyle yapılan görüşmeler neticesinde, küçük ama stratejik öneme sahip arazi parçaları Türkiye’ye kazandırıldı. Bu toprak kazanımları, sadece sınır güvenliği açısından değil, Zengezur üzerinden olası ulaşım ve koridor bağlantılarının planlanması açısından da kritik bir adım olmuştur.
Bugün, Zengezur Koridoru’nun varlığı, tarihî olarak Atatürk’ün ileri görüşlü diplomatik çabaları ve stratejik adımlarına dayanır. Eğer o dönemdeki diplomatik görüşmeler, anlaşmalar ve toprak kazanımları olmasaydı, bugün Türkiye ile Azerbaycan arasında güvenli ve sürekli bir bağlantı sağlanması mümkün olamazdı. Atatürk’ün vizyonu, sadece Türkiye’nin sınırlarını korumakla kalmamış, aynı zamanda bölgedeki Türk halklarının ekonomik, kültürel ve stratejik bütünlüğünü de güvence altına almıştır. Tarihî belgeler ve anlaşmalar, Zengezur Koridoru’nun bugün hayata geçmesinin temelinin, Atatürk’ün o dönemdeki çabaları sayesinde atıldığını göstermektedir.