Haber Trabzon İmtiyaz Sahibi Erhan Cebeci Trabzon'da yaşanan gelişmeleri yazdı...

Liberal felsefenin önemli isimlerinden Aydınlanma Çağı düşünürü John Locke, insan zihnini doğuştan boş bir levha olarak niteler. İnsan yalnızca biyolojik bir canlı olarak doğar; yaşadıkları, hissettikleri ve yaptıklarıyla tecrübe kazanır, zamanla kendi kimliğini oluşturur.

Locke’dan yaklaşık iki yüzyıl sonra dünyaya gelen ve hayatı Marksist felsefe üzerinden yorumlayan Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurucusu Mao Zedong da bilginin pratik deneyimlerden doğduğunu savunmuştur. Birbirinden oldukça farklı politik ve felsefi çizgilerin bu noktada ortaklaştığını görmek mümkündür: Teori, hayatın içindeki karşılığını bulduğu ölçüde anlam kazanır.

Bu çerçeveden bakarak ülkemize, şehrimize ve mesleğimize gelelim.

Türkiye’de medya alanında lisans eğitiminin yaygınlaşmasıyla birlikte üniversite mezunu gazeteciler sektör içerisinde yer almaya başladı. Trabzon'da da alaylı olarak mesleki faaliyet yürütmeye çalışan birçok isim gazeteciliğin amacı ve felsefesini hayat pratikleri içerisinde öğrendi. Bazıları ise her alanda olduğu gibi bir arpa boyu yol kat edemedi.

Gazeteciliğin temelinde okumak, araştırmak, doğrulamak ve doğru yazmak vardır. Buna rağmen medya sektöründeki bazı isimlerin 25 yıla rağmen Türkçenin temel yazım kurallarını bilmemesi düşündürücüdür.
Öyle ki bitişik yazılması gereken ‘de’yi ayrı, ayrı yazılması gereken ‘de’yi ise bitişik yazıyor. Sağır sultanın bildiği Kılıçdaroğlu'nu Kılıçtaroğlu diye yazıyor. Klavyesini kullanıyor. Yazıyor da yazıyor... Bilmezken "öğrenme" arzusu akla gelmiyor! Çünkü kendisini "ehil", "ombudsman", "ordünaryüs" sanıyor.

25 yıllık tecrübe acaba bu yazının başındaki "boş bir levha" mı sorusunu akla getiriyor.

25 yılda içselleştiremediği gazeteciliği elbette kendilerine uzun satırlarla öğretmeye çalışmayacağız.

Gazetecilik, yönetilenlere çevresinde olup bitenleri kitlesel iletişim araçlarıyla şeffaf biçimde anlatma gayretidir. Dolayısıyla Diyarbakır milletvekilinin söylediği bir sözü Trabzon halkının bilme hakkı vardır. Bu hak, anayasal güvence altındaki haber alma ve ifade özgürlüğünün doğal sonucudur.

Türkiye Cumhuriyeti; ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Resmî dili Türkçe, bayrağı al bayrak, millî marşı İstiklal Marşı ve başkenti Ankara’dır. Diyarbakır’da ayrı, Trabzon’da ayrı bir hukuk uygulanamaz. Bir milletvekilinin kamuya açık açıklamasını haberleştirmek de gazeteciliğin gereğidir; bunun adı kamuoyunu bilgilendirmektir.

Gazetecilik; iktidar sahibinin hoşuna giden haberi övmek, hoşuna gitmeyen haberi hedef göstermek değildir. Gazetecilik, gerçeği araştırmak ve kamuoyuna aktarmaktır. Dolayısıyla Diyarbakır Milletvekiline ilişkin yapılan haberlerin tamamı gazeteciliktir.

Gazetecilik tanımı yaparken mesleğin temel ilkelerini hatırlamak gerekir: Doğruluk, kamu yararı, denetlenebilirlik, eleştiriye açıklık ve halkın haber alma hakkı.

Gazeteciliğin siyasi yakınlıkların, kişisel hesapların ya da reklam kaygısının aracı hâline gelmesi ise mesleğin itibarına zarar verir. Gazetecilik istismarı da tam olarak budur.

Felsefe ile başladığımız yazıyı bilgelik sevdasına atfederek tamamlayalım:
“Söz bilirsen söyle, ibret alsınlar;
söz bilmezsen sükût eyle, seni adam sansınlar.”