Kalbimize çok derinden dokunan şiirler, notalar ve dolayısıyla müzikler vardır. Yaşadıklarımızı hatırlatır bazıları, bazıları da yaşayamadıklarımızı... Bir de hiç yaşamak istemeyeceğimiz hikâyeleri gösterir bize.
Her türlü duygu yerleştirilir şarkılara. Belki o sebepten birçok tarz vardır. Bir inancı, kültürü, dili, üslubu vb. birçok şeyi barındırır. Bilmediklerimizi de tanıma fırsatı yakalarız. Yabancı bir şarkı dinlediğimizde titrer kalbimiz bazen. Çünkü duygular aynıdır, farklı şekillerde tetiklenseler de… Örneğin inanmak, sevmek, merhamet etmek, sevinmek, korkmak, özlemek, hayal kırıklığı... Bütün bu duygular insana aittir çünkü. Bunun adı fıtrat, yani yaradılış...
Tüm bu duyguları, aynı dili bile paylaşmadığın insanlar ile tek bir notadan aynı anda hissedebilirsin. Evet! Bütün duyguları anlatabilir şarkılar... Böylece empati de yapabilirsin. Tüm bunların üzerine düşün!
Bir yer düşün, bir ülke. Ne denizine kavuşabiliyor ne de gökyüzüne. Hayatta kalanlar; anne karnından itibaren yaşamak mücadelesinde. Yani nefes almak! Bombalanarak, kurşun sıkılarak, işkence edilerek, aç bırakılarak, tecavüz edilerek, şeref ve haysiyeti ile dalga geçilerek "sırf nefes aldığı için" infaz edilen insanlarla dolu ama azalıyor. Ağzı süt kokan bebelerin infaz edildiği bir coğrafya! İşte buradaki acılara hiçbir nota es veremiyor. Bütün şarkılar oradan doğmuş ama hiçbiri gerçek hikâyelerden bir tanesinin zerresini anlatamıyor. Dünyanın bütün insanları toplanıp aynı anda ağıt yaksa, yaksa da titretse şu atmosferi ne fayda? Ne faydası var kanlar içinde bebeklerin acısına? Ne faydası var ölüme giderken kızıyla vedalaşan babanın evhamına? Geride sadece hasret bırakmıyor ki!
Bilse yavrusu güvenle yaşayacak! İşte o zaman belki vedanın hüznünü konuşurduk! Belki hemen orada, kendinden önce yavrusu şehit olacak. Şehadet onurdur ama bilmiyor yavrusu yamyamlar sürüsünün hangi emeline kurban olacak. Düşün! "Şehitler Ülkesi"ni... Her yaşta ama! Anne karnından ağarmış saçlara!
Şehitler Ülkesi'nde insanlığın kalbi ritim bozukluğu yaşıyor. Ne yazı yetiyor ne söz ne nota kederlerini anlamaya da anlatmaya da! Bütün duyguların tıkandığı bu zamanda; şimdi karşımıza geçip vurdumduymaz bir tavırla tek derdi giyinmek gibi, yemek gibi "en iyisini" vurgusuyla ahmakça yaşayan, konuşan insanlara nasıl tahammül edelim? Nasıl ortak payda kuralım? Nasıl bir topluma, kültüre ait hissedelim? Dışlanacak olan "insanlık" olmamalı! Çünkü sustu kalbimdeki bütün şarkılar. Tek ses var! Gazze'deki çığlık sesleri! Uyuyorum, uyanıyorum Gazze'de bebeler, çocuklar ağlıyor!
Dünya buna dur demeli, dünya soykırımı idam etmeli!
Filiz UYGUN HAJJAR